Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Ehl’i Kitap Muhammed Mustafa’ya uymak zorundadır

Değerli kardeşlerim … ! Kitabı Sünneti anlama hususunda gözleri körelmiş bir takım asabi ruhların şöyle bir iddiaları var ;

“ Şu an ki yaşayan ehl’i kitab – yani Yahudi Ve Hıristiyanlar – kendi dinleri doğrultusunda inanıp yaşadıkları sürece, Son peygamber Muhammed s.a.v’e tabi olma zorunluluğu olmadan cennete gideceklerdir. “

Hatta bu iddiayı ileri sürenlerin ben müslümanım diyen bir takım kağıt karalama alimleri olması ve bunu da güya Kur’an’dan isbata çalışmaları, inanın insanın canını sıkan en çirkin durumlardan birisidir. Ve getirmeye çalıştıkları Ayetler de şunlardır :

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

“ Şüphesiz, iman edenler, yahudiler, hristiyanlar ve sabiler ; Bunlardan kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. “   Bakara : 62.Ay

لَيْسُواْ سَوَاء مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتْلُونَ آيَاتِ اللّهِ آنَاء اللَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ {113} يُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَأُوْلَـئِكَ مِنَ الصَّالِحِينَ {114} وَمَا يَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوْهُ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ

“ Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli’nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah’ın Ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. “

“ Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. “

“ Onlar yaptıkları hiçbir hayırlı işin sevabından  asla mahrum  bırakılmazlar.  Allah, takva sahiplerini bilendir. “   Ali İmran : 113 – 114 – 115.Ay

         Öne sürdükleri bu Ayetlerden istidlal ettikleri batıl bir neticeyle ; Yahudi, Hıristiyan ve Sabiilerin Muhammed mustafa’ya iman etmeden, ona tabi olmadan kendi peygamberlerinin getirdiği kitaba ve sünnete tabi olmakla cennete gideceklerini savunmuşlardır.

Allah’u Teala’nın gözlerini ve gönüllerini kör ettiği bu zavallılar, o kadar Ayet ve hadis karşısında hala böyle sapıkca şeyler söylemeleri ve inananların kafalarını bu anlamda karıştırmaları ne imanın, ne ilmin ve ne de samimiyetin bir eseridir. Bu kimseler çıkar karşılığında dinlerini yok pahasına satan bir takım belamlardır desek inanın ifade yerinde olacaktır

Halbu ki dağdaki garip bir çoban bile bilir ki, Allah’u Teala peygamberleri ancak kendisine uyulsun diye göndermiştir.

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّهِ      

“ Biz her peygamberi Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka  bir amaçla göndermemişizdir. ”   Nisa : 64.Ay

         Bu zavallılara sormak gerekir ; siz kitabın bir kısmını alırken – ki aldığınız şeyi de zaten anlayamamışınız – diğer kısmını inkar mı edersiniz ? şu Ayeti görmemezlikten mi gelirsiniz ?

وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ  مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا  آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ  وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ  رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ  لِّمَا  مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ  بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ  قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ  وَأَخَذْتُمْ  عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ

“ Allah, Peygamberlerden şöyle bir söz almıştı : “ Size Kitap ve Hikmet verdim. Sonra da yanınızda bulunanı tasdik eden bir Peygamber geldi mi, ona mutlaka iman edecek ve yardımda bulunacaksınız. İkrar ettiniz ve  bu  ağır  yükümü  kabul  ettiniz  mi ? “  buyurduğunda – peygamberler – ‘ ikrar ettik ’ demişler, bunun üzerine Allah’ta : O halde şahit olunuz. Bende sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim buyurmuştu. “   Ali İmran : 81.Ay

        Bu Ayeti celilede de anlatıldığı gibi, eğer Allah’u Teala bir resul  göndermiş ise, hayatta olan bir bir peygamber dahi olsa ona iman edecek, ona tabi olacak ve ona destek verecek ve yardım edecektir. Bu manayı daha açık ve net bir şekilde Allah resulü s.a.v’in şu hadislerinde görmeniz mümkündür :

” … Abdullah oğlu Cabir r.a rivayet ediyor ki ; Hattabın oğlu Ömer r.a Tevrat’ın bir nushası ile, Allah Rasulü s.a.v’e gelerek dedi ki ;

– Ey Allah’ın Rasulü, işte bu Tevratın bir nushasıdır. 0 ise buna sukut etti. Ömer’de okumaya başlamıştı, ama buna karşı Allah Rasulü s.a.v’in yüzü kızarıyordu. Ebu Bekr dedi ki Ömer’e ;  annesiz kalasın, Allah Rasulü s.a.v’in yüzündeki kızgınlığı görmüyor musun ? Ömer Allah Rasulu’nün yüzünü o halde görünce şöyle dedi ; Allah ve Rasulünün gadabından Allaha sığınırım. – Ey Allah’ın Rasulü biz –  Rab olarak Allah’dan, din olarak İslam’dan, nebi olarakta Muhammed s.a.v den razı olduk. – neden kızdınız ki –  Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdular ; Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ; Eğer Masa a.s çıkagelseydi ve beni bırakıpta ona uymuş olsaydınız, – doğru yoldan sapıtmış olurdunuz. Eğer o hayatta olup benim  peygamberliğime  ulaşsaydı bana tabi olurdu.   –  Diğer bir rivayette ise  – “ Eğer Musa  hayatta olsaydı ancak bana tabi olmakta çare bulurdu. “

Ahmed : 3/387 – 388 -Abdurrezzak :10152-19209 İbni Ebi Asım Sünne : 1/27 

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR KİTAPLARINI TAHRİF ETMİŞLERDİR

        Kaldiki ehl’i kitabın kendi kitaplarını tahrif ettiklerine dair açık ve net bir şekilde Ayetler anlatılmıştır. Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur :

فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَاقَهُمْ لَعنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ وَنَسُواْ حَظّاً مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِ وَلاَ تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىَ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمُ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

“ Sözlerini bozmaları nedeniyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar – kitaplarını tahrif ediyorlar. – Kendilerine öğretilen ahkâmın önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç onlardan daimâ kötülük görürsün. ”  Maide : 13.Ay 

 فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ  ثُمَّ يَقُولُونَ هَـذَا مِنْ عِندِ اللّهِ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُمْ مِّمَّا يَكْسِبُونَ

“ Elleri ile bir kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığı satmak için “ Bu Allah katındandır ” diyenlere yazıklar olsun ! Elleri ile yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların ! ”  Bakara : 79.Ay 

وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقاً يَلْوُونَ أَلْسِنَتَهُم بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ  

“ Ehli kitaptan bir gurup okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki onların okudukları kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftirâ ediyorlar. ”    Ali İmran : 78.Ay 

وَمِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لاَّ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ إِلاَّ مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَآئِماً ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُواْ لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الأُمِّيِّينَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

“ Şimdi siz, onların size inanmalarını mı umuyorsunuz ? Oysa bunlardan bir grup vardır ki, Allah’ın sözünü işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra bile bile onu değiştirirler. “   Bakara : 75.Ay

“ Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerinden kaydırıyorlar… “  Nisa : 46.Ay

        Görüldüğü gibi Allahu Teâlâ Kur’an’da  çok açık ve net olarak Tevrat ve İncil’in tahrif edildiğini beyan etmiştir. Bu kitapların tahrife uğramayan kısımları ise İslâm’la nesh edilmiş – yâni hükmü ortadan kaldırılmış – tır.

“ … Abdullah ibn Abbas şöyle dedi : Sizler kitap ehli olanlara şeraitten herhangi bir şeyi nasıl sorarsınız ? Halbuki Allah resulü s.a.v’in üzerine indirilmiş olan Kitabınız, kitapların en yenisi – en tazesidir – Sizler onu halis olarak ve içerisine başka bir şey karışmamış olduğu halde okumaktasınız. Bu Kur’an sizlere, ehl’i kitap olanların Allah’ın kitabını tebdil edip değiştirdiklerini, kitabı kendi elleriyle yazdıklarını ve bununla az bir pahayı satın almaları için “ bu Allah katındandır “ dediklerini sizlere söylemiştir. Dikkat edin ! size gelmiş olan ilim, sizleri onlara soru sormaktan nehyetmektedir.  Vallahi biz onlardan hiç kimseyi size indirilmiş olan kitaptan size sual sorar görmüş değiliz ! “  Buhari : 16.c.7234.s

Bununla beraber, eğer öne sürdükleri Ayetleri siyak ve sibakları ile ele almış olsalardı gerek Bakara suresinde ve gerekse Ali İmran suresinde kendilerine sayısız nimetler verilmiş olmasına rağmen yine de küfürlerinden vazgeçmeyen Yahudilerden ve Hıristiyanlardan söz edilmiş ve sonra bu Ayetlere yer verilmiştir.

Yani bu Ayetler de, kendi dönemlerinde kafir ve müşrik olan Yahudi ve Hıristiyanlar olduğu gibi, hakka yönelen o anki kitaba ve peygaber sünnetine uyan Yahudi ve Hıristiyanlarında olduğunu anlatılmaktadır. Değilse Bu Ayetlerde kurtuluşlarından bahsedilen Yahudi ve Hıristiyanlar, yeni bir kitap ve peygamber gelmesine rağmen – hatta bunu duyup şahit olmalarına rağmen – hala önceki inanç ve amellerinde ısrar eden kimseler değiller.

Ve yine bu iddia sahiplerinin öne sürdüğü Ayetlerde Yahudi, Hıristiyan ve Sabiilerin kurtulmalarına sebeb olan iman ilkeleri anlatılırken, Allah’a ve ahiret gününe imandan bahsedilmektedir.

Bu Ayetlerde mücmel olarak zikredilen şartlar muhakkak ki Kur’anın diğer ilgili Ayetleriyle beraber ele alınması gerekir. Ki, işte o zaman Allah’a ve ahiret gününe imanın ne anlama geldiği anlaşılmış olsun.

Samimi Allah ve ahiret inancına sahip olan bir kimsenin, Yüce Allah’ın Kur’anına ve Muhammed s.a.v’in davetine sırt çevirmesi mümkün değildir. Çünkü bir çok Kur’an Ayetlerinde zikredildiği gibi Allah’u Azze ve Celle ehl’i kitabı açıkca Muhammed’e ve ona indirdiği Kur’anı kerime davet etmektedir.

Yüve Allah bir Ayeti celilesinde şöyle buyurmaktadır :

وَهَـذَا كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُّصَدِّقُ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَهُمْ عَلَى صَلاَتِهِمْ يُحَافِظُونَ

“ İşte bu  ( Kur’an ), önündekileri doğrulayıcı ve şehirler anası (Mekke) ile çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz mubarek bir Kitaptır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. Onlar namazlarını (özenle) koruyanlardır. “    En’am : 92.Ay

        Görüldüğü gibi burada yüce Allah, Ahirete inananların bir özelliği olarak Kur’ana imanı zikretmektedir. Öyleyse herhangi bir kimsenin veya herhangi bir zümrenin – ki bu Yahudi olur, Hıristiyan olur veya da herhangi bir kimse olur – ahirete gerçek manada iman ettiğini söyleyebilmesi için, Kur’ana iman etmesi, haber verdiklerini tasdik etmesi ve yap dediklerini de yapması gerekir.

        Öyleyse bu konuda sözü daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Eğer gerçekten Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsak, Muhammed Mustafa’ya  ve ona indirilen Kur’ana iman etmek zorundayız.

        Öyleyse ey Yahudi ve Hıristiyan avukatlığına soyunan zavallır !! eğer gerçekten siz de Allah’a, Ahiret gününe, Muhammed’e ve ona indirilen Kur’ana iman ediyorsanız bakın rabbimiz kerim kitabı olan Kur’an da ehl’i kitap hakkında ne diyor ve onları neye davet diyor.

MUHAMMED  S.A.V’İN  DAVETİ UMUMİDİR

Değerli kardeşlerim ! bilindiği gibi önceki resul ve nebiler hasetsen kendi kavimlerine gönderilen nebi ve resullerdi. Ama Muhammed Mustafa s.a.v, bütün insanlığa gönderilmiştir. Onun davetinin umumi oluşundan dolayıdır ki, kıyamete kadar istisnasız her insan için önder ve örnektir.

Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :  

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيراً وَنَذِيراً وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

“ Biz seni ancak bütün insanlara bir müde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar. “  Sebe : 28.Ay

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعاً  

“ De ki : ” Ey insanlar, ben Allah’ın sizin hepinize birden gönderdiği bir elçisi ( peygamberi ) yim…… “   A’raf : 158.Ay

“ … Cabir ibn Abdillah el Ensari r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v buyurdu ki : Benden evvel hiç kimseye verilmedik beş şey bana verilmiştir. Her Peygamber hasetsen kendi kavmine gönderilirken ben, kırmızı siyah bütün insanlara gönderildim …… ” Buhari : 1.c.429.s – Müslim : 2.c.521.n

EHL’İ  KİTABIN  MUHAMMED  S.A.V’E  UYMA  ZORUNLULUĞU

Değerli kardeşlerim … ! bir önceki bab’ta zikredilen Ayetlerin umum ifadelerinde de anlaşıldığı gibi, Muhammed Mustafa s.a.v bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiştir. Dolayısıyla ehl’i kitapta bu umum hitabın içerisinde olduğu gibi, hususi ifadelerle de Muhammed Mustaf’ya iman etmeleri ve getirdiklerine de uymak zorunda oldukları anlatılmıştır.

İşte Rabbimiz olan Allah’ın bu konudaki mesajı :

يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَى فَتْرَةٍ مِّنَ الرُّسُلِ أَن تَقُولُواْ مَا جَاءنَا مِن بَشِيرٍ وَلاَ نَذِيرٍ فَقَدْ جَاءكُم بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“ Ey Kitap Ehli, peygamberlerin  arası kesildiği bir sırada size elçimiz – Muhammed – geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki, – yarın kıyamet günü –  ” Bize müjdeleyici ve bir uyarıcı  gelmedi ” demeyesiniz.  İşte size müjdeleyici ve uyarıcı – bir peygamber – geldi.  Allah her şeye hakkıyla kadirdir. “  Maide : 19.Ay

“ Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de ( geleceğini ) yazılı buldukları o ümmi  elçiye uyarlar. O peygamber ki, onlara  iyiliği emreder, kötülükden de nehyeder, onlara temiz şeyleri helal, murdar şeyleri de haram kılar. Onların ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri kırıp atar. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler ; işte kurtuluşa erenler bunlardır. “   A’raf : 157.Ay

“ Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah’a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah’ın elçisi ve kelimesidir. O Meryem’e yöneltmiş bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve elçisine inanın ;  Allah ” üçtür ” demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. “   Nisa : 171.Ay

“ Ey Kitap Ehli, Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan da vazgeçen elçimiz size geldi. Ayrıca size Allah’tan bir nur ve apaçık bir Kitap da geldi. “

“ Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları kendi  izniyle  karanlıklardan  nura  çıkarır. Onları  dosdoğru yola iletir. “  Maide : 15 – 16.Ay

“ Ey kendilerine kitap verilenler ! birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi adamlarını (o gün yasağı çiğneyenleri) lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel, yanınızdakini (Tevrat ve İncil’i) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. “   Nisa : 47.Ay

“ – Ey kitap ehli ! – Yanınızda olan ( Tevrat ) ı, doğrulayıcı olarak indirdiğime ( Kur’an’a ) iman edin ; onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi de az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca benden korkun. “  Bakara : 41.Ay 

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki bu ümmetten Yahudi, Hıristiyan veya herhangi bir kimse beni duyup da benim getirdiklerime îman etmeden ölürse, o kimse ateş ehlindendir. “   

Müslim : 1 / 153.n – Ahmed : 2 / 350- 8397.n

“ … Abdullah İbn Mes’ud r.a dan. O şöyle dedi : Resulullah s.a.v’e bir adam geldi ve şöyle dedi :
– Ey Allah’ın resulü ! ben, Hıristiyanlardan incile tam bağlı bir adam aynı şekilde Yahudilerden de Tevrat’a son derece bağlı bir adam gördüm ki, bunlar Allah’a ve kendi peygamberlerine inanıyorlar, fakat sana tabi olmuyorlar. Bunun üzerine Resulullah s.a.v şöyle dedi :
– Yahudi ve Hırıstiyanlardan bir kimse benim davetimi duyduğu halde, bana tabi olmazsa gideceği yer cehennem olur. “

Dare Kutni : İfrad

“ … Selman r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kim beni duymadan İsa’nın dini üzere ölürse o, hayır üzeredir. Amma her kim bu gün beni duyduğu halde bana iman etmez ise, muhakkak ki o helak olmuştur. “

İbn Cerir et’Taberi : Camiu’l beyan fi’t Tefsirül Kur’an : 1 / 256

“ … Ebu Burdete’bnu Ebi Musa babasından takrir etti. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : ecirleri kendilerine ikişer kez verilen üç kişi vardır. Kitap ehlinden bir kimse kendi peygamberine iman eder, sonra Muhammed’e erişir, ona da iman eder, ona tabi olur ve onu tasdik ederse, işte bu kimsenin iki ecri vardır. Köle olmuş bir kul hem Allah’u Teala’nın hakkını, hem de efendisinin hakkını yerli yerinde eda ederse işte onun için de iki ecir vardır. Cariyesi olan her hangi bir kimse cariyesine gıda verir ve onu beslemeyi güzel yapar, sonra onu edeplendirir ve terbiyesini de güzel yapar, daha sonra onu hürriyete kavuşturur ve onunla evlenirse, işte onun için de iki ecir vardır. “

Müslim : 1.c.154.n

KİTAP  EHLİNDEN KURTULANLAR MUHAMMED’E İMAN EDİP TABİ OLANLARDIR

Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki, Kur’anın kurtuluşa erdiğini haber verdiği ehl’i kitap, kendilerine indirilene iman ederek resullerinin sünneti üzere yaşayanlar olduğu gibi, Muhammed s.a.v’e yetiştiklerinde de ona indirilene iman eden ve gittiği yolda yürüyenlerdir.

“  Kitap Ehlinden öyle kimseler vardır ki, Allah’a ; size indirilene ve kendilerine indirilene – Allah’tan korkarak iman ederler.Onlar Allah’ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir. “

Ali İmran : 199

“ Andolsun, insanlar içinde, mü’minlere en şiddetli düşman olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da : ” biz Hristiyanlarız ” diyenleri bulursun. Bu, onların içinden ( birtakım ) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. “

“ Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki : ” Rabbimiz inandık ; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz. “

” Hem Rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Allah’a ve bize haktan gelene inanmayalım ? “

“ Böylelikle Allah, bu sözlerinden dolayı onlara içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır. “

Maide : 82 – 83 – 84 – 85.Ay

“ Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kişiyi Allah’ın yolundan alıkoymaları nedeniyle (önceleri) kendilerine helal kılınmış güzel şeyleri onlara haram kıldık. “

“ Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık.) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır. “

“ Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar ; işte bunlar var ya, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz. “

 Nisa : 160 – 161 – 162

“ İşte böylece sana bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Şunlardan da – yani Mekkelilerden de – ona iman edenler vardır. İnkârcılardan başkası bizim ayetlerimizi inkar etmez. “

Ankebut : 47

“ Önceden kendilerine kitap verdiklerimiz buna – Kur’ana –  da iman ederler. “

“ Kendilerine bu kitap okunduğu zaman : ” Biz ona iman ettik, gerçekten o, Rabbimizden gelen bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik ” derler. “

“ İşte onlara mukafatları, sabretmeleri dolayısıyla iki defa verilir. Bu kimseler, kötülüğü iyilikle uzaklaştırırlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de infak ederler. “   Kasas : 52 – 53 – 54.Ay

BİR PEYGAMBER DAHİ HAYATTA OLMUŞ OLSA MUHAMMED S.A.V’E UYMAK ZORUNDADIR

Değerli kardeşlerim … ! bırakın herhangi bir insanı, şayet hayatta olan bir peygamber dahi olsa, Muhammed s.a.v’e iman etmek ve ona uymak zorundadır.

Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ  مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا  آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ  وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ  رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ  لِّمَا  مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ  بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ  قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ  وَأَخَذْتُمْ  عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ

“ Allah, Peygamberlerden şöyle bir söz almıştı : “ Size Kitap ve Hikmet verdim. Sonra da yanınızda bulunanı tasdik eden bir Peygamber geldi mi, ona mutlaka iman edecek ve yardımda bulunacaksınız. İkrar ettiniz ve  bu  ağır  yükümü  kabul  ettiniz  mi ? “  buyurduğunda – peygamberler – ‘ ikrar ettik ’ demişler, bunun üzerine Allah’ta : O halde şahit olunuz. Bende sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim buyurmuştu. “   Ali İmran : 81.Ay

” … Abdullah oğlu Cabir r.a rivayet ediyor ki ; Hattabın oğlu Ömer r.a Tevrat’ın bir nushası ile, Allah Rasulü s.a.v’e gelerek dedi ki ;

– Ey Allah’ın Rasulu, işte bu Tevratın bir nushasıdır. 0 ise buna sukut etti. Ömer’de okumaya başlamıştı, ama buna karşı Allah Rasulü s.a.v’in yüzü kızarıyordu. Ebu Bekr dedi ki Ömer’e ;  annesiz kalasın, Allah Rasulü s.a.v’in yüzündeki kızgınlığı görmüyor musun ? Ömer Allah Rasulu’nün yüzünü o halde görünce şöyle dedi ; Allah ve Rasulünün gadabından Allaha sığınırım. – Ey Allah’ın resulü biz –  Rab olarak Allah’dan, din olarak İslam’dan, nebi olarakta Muhammed s.a.v den razı olduk. – neden kızdınız ki –  Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdular ; Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ; Eğer Masa a.s çıkagelseydi ve beni bırakıpta ona uymuş olsaydınız, – doğru yoldan sapıtmış olurdunuz. Eğer o hayatta olup benim  peygamberliğime  ulaşsaydı bana tabi olurdu.   –  Diğer bir rivayette ise  – “ Eğer Musa  hayatta olsaydı ancak bana tabi olmakta çare bulurdu. “

Ahmed : 3/387 – 388 – Abdurrezzak : 10152 – 19209 – İbni Ebi Asım es Sünne : 1/27 

DOĞRU YOLU BULMAK İÇİN HERKES MUHAMMED S.A.V’E  UYMAK ZORUNDADIR

Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki, kim olursa olsun, Yahudi, Hıristiyan, Mecusi veya bu ümmetten her hangi bir kimse, eğer doğru yolu bulmak, onda yürümek, cennete ve cemalullaha vasıl olmak istiyorsa, mutlaka Muhammed s.a.v’e iman edip onun çizdiği yolda yürümek mecburiyetindedir.

Rabbimiz bir Ayeti celilesinde şöyle buyurmaktadır :

“ De ki : ” Ey insanlar, ben Allah’ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisiyim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O’nundur. O’ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah’a ve O’nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. ”    A’raf : 158.Ay

فَإِنْ آمَنُواْ بِمِثْلِ مَا آمَنتُم بِهِ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا هُمْ فِي شِقَاقٍ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

“ Şayet onlar da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu  bulmuş  olurlar ; yok  eğer  yüz  çevirirlerse, onlar  elbette  bir  ( sapıklık ve ) aykırılık içindedirler. Sana  onlara karşı Allah yeter. O, işitendir, bilendir. “  Bakara : 137.Ay

“ De ki : ” Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun sorumluluğu kendisine  yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir. ”   Nur : 54.Ay

MUHAMMED  S.A.V  KENDİSİNE  İMAN  ETMEYEN  KİTAP  EHLİYLE  SAVAŞMIŞTIR

Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki, Muhammed s.a.v kitap ehlini kendisine iman etmeye davet etmiş, onlardan kendisine iman etmeyenlerin küfrüne hükmetmiş ve İslamı kabul edinceye ya da alçalarak elleriyle cizye verinceye kadar kendileriyle savaşmıştır. Rabbimiz kerim kitabında bu konuda şöyle buyurur :

قَاتِلُواْ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُواْ الْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ

“ Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini (İslam’ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. “ Tevbe : 29.Ay

Değerli kardeşlerim … ! 
bu ve emsali deliller gösteriyor ki, Allah resulü s.a.v kendisine iman etmeyen, getirdiği dini kendilerine din edinmeyen ve haram kıldıklarını da haram saymayan ehl’i kitapla savaşmıştır. Savaşmadan önce cizye vermelerini emretmiş, kabul etmeyenlerin savaşcılarını öldürmüş, çocuklarını ve kadınlarını esir almış, mallarını da ganimet olarak paylaştırmıştır.

Benu Kaynuka’yı muhasara altına almış, sonra onları yurtlarından çıkarıp Ezraata sürmüştür. Nadır oğullarını da muhasara edip onları Hayber’e sürmüştür. Haşr suresinin nuzul sebebi de budur.

Yine, antlaşmaya riayet etmemeleri sebebiyle Kureyza oğullarını muhasara ederek savaşcılarını öldürmüş, kadınlarını esir almış ve mallarına da ganimet olarak el koymuştur. Allah’u Azze ve Celle Ahzab suresinde bu olayı zikretmektedir.

Bununla beraber Hayber halkına savaş açmış ve nihayet burayı fethederek savaşcı erkeklerini öldürmüş, kadınlarını esir almış ve topraklarını da mü’minler arasında paylaştırmıştır.

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle demiştir : Biz mescide bulunduğumuz sırada Resulullah s.a.v bizim yanımıza çıktı da : “ Haydin Yahudilerin yurduna yürüyün “ buyurdu. Bizler onun beraberinde yola çıktık, nihayet Yahudilerin içinde alimlerinin Tevrat okudukları Beytu’l Midras’a vardık. Peygamber s.a.v ayağa kalkarak onlara şöyle seslendi :

– Ey Yahudi topluluğu ! İslam dinine girin ki selamette olasınız. Bunun üzerine Yahudiler :
– Sen elçiliğini tebliğ ettin ya eba’l Kasım ! dediler.

        Ravi dedi ki : Resulullah s.a.v onlara :

– Ben ancak bunu, – yani İslama girin de selamette olun sözünü – tebliğimin gerçekleşmesi için yapıyorum, dedi. Yahudiler yine :
– Sen risaletini tebliğ ettin ya eba’l Kasım ! dediler. Resulullah tekrar onlara :
– Ben ancak bunu, – yani İslama girin de selamette olun sözünü – tebliğimin gerçekleşmesi için yapıyorum, dedi. Ve bu sözünü üç defa tekrarladıktan sonra şöyle buyurdu :
– Şunu iyi biliniz ki yeryüzü ancak ancak Allah’a ve Resulüne aittir. Ben sizleri bu arazıden çıkarmak istiyorum. Bunun için sizden her kim kendi malından taşıyamayacağı bir şeyi olursa onu satsın. Yoksa iyi biliniz ki yeryüzü Allah’a ve resulüne aittir. “

Buhari : 16.c.7218.s

Bu konuda Allah resulü s.a.v’in Hrakliyusu ve kendisine tabi olanları – ki bunlar Hristiyan kimselerdi – islama davetini ; Buhari: 6.c.2753.s … Hayber Yahudilerini islama daveti ve onlarla savaşını ; Buhari : 6 / 2757 – 2759 … Sahabenin, İslam’a giripte daha sonra tekrar Yahudiliğe dönen kimseyi öldürmesini – verilen kaynaklardan okuyabilirsiniz.

Şüphesiz ki bütün bunlar, onları dinlerinden zorlayarak çıkarmak ve İslam dinine zorla sokma çabası değildi. Bunlar, kendilerine inen Allah’ın dinini tahrif ettikleri, kelimelerin yerlerini değiştirerek kitaplarıyla oynadıkları, Allah’ın davetini kabul etmedikleri, kendi rızaları ile cizye vermedikleri ve bulundukları yerlerde rahat durmayıp inananları ifsadettikleri için yapılan işlerdi.

Ki, Alemlerin rabbi olan Allah öyle istemiştir. Çünkü mal O’nun, mülk O’nun, emir O’nundur.

لَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ

“ O yaptığından sorguya çekilemez, ama onlar yaptılarından sorguya çekilirler. “   Enbiya : 23.Ay

                          Vel hamdu lillahi rabbil alemin

 Tacuddin el Bayburdi