Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Kim ile savaştığınızın farkında mısınız? (2)

Geçen haftaki dersimizin ikinci kısmı olan kim ile savaştığınızın farkında mısınız? Başlıklı dersin devamı olacak. O dersimiz geçmiş ümmetlerden Lut aleyhisselam’ın kavmini ele almıştık. İşledikleri o fuhuş, çirkin amele sebep helak olmalarını veyahut Lut kavminin helak olma sebebini zikretmiştik. Muhtasaran da bütün nebilerin, resullerin kavimlerine geldiklerinde davetleri mutlak tevhide davet ve şirkten sakındırma olur. Ama Lut aleyhisselam’ın davetinde şirkten bahsettiğini yani insanları tevhide davet edip, şirkten sakındırma diye bir seyir göremiyoruz. Gördüğümüz kavminin işlemekte o çirkin fuhuş ameli reddetmek ile başlıyor. Bu da onların helakına hatta Lut aleyhisselam’ın eşi de onların içindeydi. Tabi ki bizim dini kaynaklardan yani Kur’an dan sünnetten istifade ederek sözünü ettiğimiz her şey inananları muhatap edinen meselelerdir. İnanmayanlar sadece İslam’a davet etmek ile bizim muhatabımız olabilirler. Hiçbir zaman her şeye rağmen onlar kul olmaktan muaf tutulmamışlardır. Biz inanmıyoruz dedikleri için ama Hristiyanlara gelindiğinde onlarda da bu fiil haramdır. Yahudilerde de bu fiil haramdır. Çirkin bir ameldir. Tabi ki biz önce Kur’an’a inandığını söyleyen, Kur’an’a inanan, Allah resulüne inanan bu çirkin amelden nefret etmelidir. Bu fiili işleyenlere tabi ki her zaman olduğu gibi öncelikli nasihat etmeliyiz. İnanıyorlarsa Kur’an’a. Tabi burada biz insanları iki yolun başladığı yerde yakalayıp, hangi yola sulük ettiklerini kendileri tercih ediyorlar, isteyen inanır, isteyen küfreder. İnananların elde edecekleri mükafatları zikrederiz. Kur’an sünnet dairesi içinde. İnkar edenlerin de nasıl bir azaba düçar olacaklarını söylemeliyiz.

Dikkat edersiniz biz marufu emretmekte, münkerden alıkoyma işini, amelini müdahele hukuku adı altında defaatle bu başlık ile işledik.

Müdahale hukuku

müdahale birilerinin işine karışma, müdahale etmek bu fertler de olabilir, devlet de olabilir. Veyahut müesseseler de olabilir. Doğrudan doğruya devletten kaynaklanan veya hükümetten kaynaklanan sorunları konuşarak müdahale ederiz. Devletin müesseselerine ait bir hatayı o müesseseyi muhatap ederek, sözlü nasihat ederek müdahale ederiz. Hiçbir zaman Allah’a inandığını söyleyen birisi konuşmadan meseleyi söze dökmeden nasihat etmeden katiyetle şiddete başvurmak gibi bir eğilimi yoktur. Düşünün şu an Boğaziçi üniversitesindeki talebelerin yapmakta oldukları şey katiyetle hak arayışı değildir, nasihat etme de değildir çünkü halkın malı olan devletin kullanımına sunduğu her şey tahrip ediliyor. Bu gösteriyor ki bu insanların kastı bu değil. kastı huzursuzluk çıkarmaktır. Eğer biz sistem olarak bir hata görürsek bunu da söyleme zorundayız. Toptan bu sistemi oluşturan müesseseleri teker teker zikrederek deriz.

Biz buna müdahale hukuku diyoruz. Bu her Müslümanın inananın hakkıdır. Allah resulünün buyurduğu gibi;

الدِّينَ النَّصِيحَةُ [1] üç kere tekrarlıyor, din nasihattir diyor. ve birisi,    

لمن يا رسول الله kimin için?

لله وَلِرَسُولِهِ ولأئمة الْمُسلمين وعامتهم Allah için, Allah’ın sözü ile, resulü için, resulünün sözü ile Müslümanların imamlarına yani kanaat önderi olan toplumu eğiten kimseler en son da وعامتهم umumen Müslümanlaradır. Biz genel bakışta Türk toplumunu Müslüman olduğunu söyleyen bir topluluk olarak görüyoruz. Neden? Ortalık o denli sisli ki alanen senelerdir din düşmanlığı yapan Chp bile topluca olmasa bile bazen bende inanıyorum, bende Müslümanım diyor. işte buradaki kargaşanın sebebi biz Müslümanlarız. Müslümanım diyen adam bu isim ile isimleniyorsa müsemması amel, yaptığı işler, söylediği sözler de İslam dan olmalıdır. İslam ile harp ediyorsun, İslam’a savaş açmışsın, yaratıcıya savaş açmışsın yine Müslüman olduğunu söylüyorsun, söylüyor. Bizim burada bak Müslümanlık bu değil çünkü hadisi şerifte;

الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ [2] Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kişidir diyor. eğer kişinin sözünden emin değilse yani lisanın şerrinden emin değilse elinin şerrinden emin değilse sen bu ismi alamazsın. Bu ismi haketmiyorsun. Onun için müdahale hukuku dediğimizde Allah resulünün yine bir sözünde;

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ، وَذَلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ[3]

|her kim bir münker görürse, münker çirkin, Allah’ın razı olmadığı kötü işlerin hepsine ki başta şirk gelir bir isimdir. Maruf ise tevhit başta, hoş olan, Allah’ın hoşuna giden emredildiğimiz şeylerin yapılmasıdır ama biz bunu maruf, marufu emretme münkerden alıkoyma deyince dini bir çağrışım ile yansıdığı için bunda

[1] Sahihi muslim 95

[2] Sahihi muslim 65

[3] Sahihi muslim 78

çok duyarlılar bazıları. Ama birisi çıkıp diyor ki, bunu meşru bir zeminde halletmek gerekiyor diyor. veyahut eskiden askeriyede olduğu gibi bu şehittir diyor ya sen şehitliği kabul ediyorsan bu dini bir terimdir o zaman şeriatçısın. Dini kabul etmeyince bunu da kabul etmemen gerekiyor. Hayır baş örtülü anasını Garnizona almıyorlar ama oğlunu cepheye yollamak için alıyorlar, askerlik için. Bu çelişkilerin hepsinin sebebi biziz.

Şimdi müdahale nasıl olur?

Diyelim ki bu sistemin yani Türkiye de laiklik dedikleri, demokrasi dedikleri bir sistem var hoş idarecilerimiz de bu demokrasiyi öve öve yana yakıla anlatıyorlar. Sanki bize zorla kabul ettirme çabası içindeler. Biz iyi olan bir şey Kur’an ve sünnete uyuyorsa onu zaten iyi olarak kabul ederiz ama bu sistemde Allah aşkına hürriyetin tarifini yapabilecek birisi var mı? Eğer sol eğilimli, Chp’li ise onlarda hürriyet mutlak, sınırsız. Hatta hürriyetimi kullanıyorum diyerek başkalarının hürriyet sınırını ihlal bile etseniz hele ki bu hürriyet sınırlarını ihlal ettikleriniz Müslümanlarsa tamamen mübah. Şimdi onların fikirlerine dönük bu denli taraf olmaları destek görüyor. Eğer hakaret ettiğiniz kişi sol eğilimli birisi ise o ifade özgürlüğünü anlıyor. Müslüman birisi ise eğer hakaret edilen kişi siyasiler bu denli tenkit edilebilir, tahammül etmesi gerekir diyor. hürriyetin tanımı yok. Katiyet ile bu sistemde hürriyetin tanımı yok. Halbuki hürriyete bir sınır koymak lazım. Hiç kimsenin hürriyet, hürriyet alanı mutlak, sınırsız değildir. En azından halkın anlayabileceği, benim hürriyetim başkasının hürriyetinin başladığı yerde biter. Bana ait olan hürriyet, hakkım olan hürriyet başkasının sınırını ihlale teşebbüs edemez. İfade özgürlüğü de böyledir. Onun için şimdi biz adalet mekanizmasını nasihat etmek için önümüze alsak Türkiye de öncelikli olan sorun hukuk değil, hukukçular sorunudur. Çünkü kanunu istediği gibi yorumluyabiliyor. Birisine suç saydığını birisine saymıyor. Eğer itham edilenin düşüncesine yakın bir düşünce ise onu suçsuz diyerek bırakabiliyor ama İslami eğilimli birisi ise sınırsızca ona cezada yüklenebiliyor. İstediği ceza verebiliyor. Biz konulan kanunlar bile adil bir şekilde uygulansa yaşadığımız sorunlar yüzde elli azalır diyoruz. Tabi bunun ile beraber hukuk sorunu yok demiyoruz. Ciddi hukuk sorunları var. Düşünün birisi birisini öldürse bu sistemin hukuku hangisinin yanında duruyor? Katilin yanında. Neden? Çünkü islam hukukunda, bizim hukukumuzda birçok hukukta hatta şuan demokrasinin beşiği dedikleri Amerika da bile birçok eyalette idam var. Kısası kabul etmiyor. Bu asırda adam mı öldürülür diyor. evet o bir başkasının canına kıydıysa bunu canı ile ödemeli. Şimdi hukukçular sıkışıyor bir kere müebbet veriyor ikinci müebbet, üçüncü, ağırlaştırılmış üç kere müebbete mahkum oldu diyor şimdi akıl, izan sahibi birisi düşünse hadi bir müebbeti anladık ikinci müebbet ne? Üçüncü ne? Bu toplum ile alay etmektir. Eğer o bir cana kıydıysa bunu canı ile ödemelidir. Bu hükümde

ceza caydırıcı değildir halbuki İslam hukukundaki cezaların hepsi caydırıcıdır. Ama bu sistemdeki cezalar teşvik edicidir. Cesaretlendiricidir. Bir cana kıyanı siz onun canına kıyarak cezalandırın İslam hukukunda dediği gibi neden Avrupa hukukunu alırken hiç gururumuza dokunmuyor da dedelerimizin asırlarca uyguladığı hukuku bırak uygulamayı, bilmiyor bile. Ya deneyin, hangisi caydırıcıdır? Hangisi işi bitiricidir? Öyle olur ki kısas uygulanmaz hale gelir. Neden? Herkes bir cana kıydığında canı ile bunu ödeyeceğini bilir. Madem ki yeni anayasa yapma girişimindeyiz şuan o zaman her beş senede bir anayasa değiştirerek, at bunu olmadı yeni bir kaftan onu at olmadı yeni bir kaftan hem de ne yapıyoruz makabilini yani koyduğunuz kanun, hüküm kendisinden önceki o denli cezaları içine almaz, ona şamil değildir deriz. Sistemleri böylece biz eleştirebiliriz. Şiddete başvurulmadığı müddetçe deneyin. İnanın böyle giderse Avrupalılar bizim yetişen, Avrupa da okuyan hukukçularımızın bu meseleyi ele alması ile Avrupalılar bizden evvel bakın biz idam getirilsin demeyiz, kısas getirilsin. Çünkü idam devletin rahatlık ile kullanacağı bir şey. Kendisine karşı suç işleyeni devlet çok şiddetli bir şekilde cezalandırabiliyor. Ama biz katilin yanında durarak maktulü saf dışı bırakıyoruz. O da candı. Ama onun anasına babasına sorsanız hatta Türkiye de idam kaldırılırken sabancılar feveran ettiler. Neden? Kardeşleri öldürülmüştür. Kardeşlerini öldüren kişi idam ile yargılanmalıydı. Onlar da o acıyı tatmalılardı. Bir kere bunu uygulayın, iki kere uygulayın, sizin bu kısası kabbulenmeyişinize sebep her sene binlerce insanın ölümüne sebep oluyorsunuz. Şimdi düşünün bir aile bakanlığı var. Suç mekanizması haline geldi. İmalathane suç imal ediyor, suçlu imal ediyor. Kadınlar hakkında getirilen bütün önlemler işi durdurmuyor, şiddeti arttırıyor. Bunu en çok gündeme taşıyan bu iktidar oldu. Bu iktidarın iktidara geldiği günde bu suçları bakın istatisliklere şuankinden daha azdır. Tırmanıyor. O zaman siz hiçbir şeyin önlemini almıyorsunuz. Milli eğitim bakanlığı o da suç fabrikası haline geldi. Boğaziçi üniversitesini işgal eden talebeler yirmi senelik mevcut iktidarın zamanında dört devre yani üniversiteyi dört sene kabul et ihtisası kenara bırakın beş kere mezun vermiştir. Bunlar sizin eğitim sisteminizde eğitiliyorlar. Suçluyu imal eden sizsiniz. Neden bütün sorunlar geçmişte de böyleydi. Sağcı solcu ayrımı yine üniversite talebelerin dile getirdiği veyahut ortama attığı düşüncelerdi. Bunlar bu sistemin eğittiği talebelerdi. O zaman milli eğitim sorgulanmalı. Cidden milli eğitim midir bu sorgulanmalıdır. Talebe talebe olmalıdır hoca da hoca olmalıdır. Şimdi orada rektörü istemiyorlar, bilgisinden dolayı değil inanın YÖK bu işi eline alsın Chp döneminden bu yana doktora tezi almış, üniversiteye rektör olmuş insanların birçoğunun doktora tezleri intihaldir. İngilizceden, oradan burada tercüme edilmiştir. Üniversiteler salahiyetli eğitimli kimseler mezun vermemiştir bunlar sorgulanmalı sebebi nedir. Ha yavaş yavaş yirmi senedir yavaş yavaş daha

kötüye gidiyoruz iyiye değil. eğer yavaş yavaş dersek tabi yavaş yavaş ama iyiye doğru gitmeliyiz. Ama biz modern hapishaneler yaparak, beş yıldızlı hapishaneler yaptık diye suçlulara zemin hazırlıyoruz. İnanın avukatların ne yaptığı bana sorulsa, kanunun açıklarından suçluları kurtarmaya çalışma çabasıdır. Tabi ki umum hukukçular teşmil eden bir söz değil bu. Tabi istisnalar vardır bu da kaideyi bozmaz. Ama sorgulanmaya mani değildir. Sorgulanmalıdır bunlar. Bunun yanında gümrük bakanlığı içkiye teşvik eder, İzmir de iki içki fabrikası yaptık diye övünürler ondan sonra içki içen araba sürerken yakalanırsa bu içişleri bakanlığının mensupları tarafından tutulur, adalet bakanlığına teslim edilir. Gördüğünüz gibi üç bakanlık, birisi suç işletiyor birisi yakalıyor suça teşvik ediyor birisi de bunu cezalandırıyor. Ha Avrupa standartlarına geleceğiz. İçkili bütün hakkını kullanabiliyor. İçkili bir vaziyette sarhoşken polisi arayıp, ben içkiliyim evime gitmek istiyorum beni götürün deyince polis geliyor arabasıyla onu evine kadar götürüyor. Hatta bir kavga olsa içkili haklı çıkıyor karşı tarafa deniliyor ki bu içkiliydi neden sataştın. Biz Ortadoğu insanıyız, biz Müslümanız bizim geçmişten gelen bir değerlerimiz var. Biz yeniden kendimizi değiştirerek başkası olmayız, olamayız ve olmayacağız ‘da.

Onun için bizim bu meyanda idarecilerimize nasihatlarımız var. Bu bir nasihattır. Böyle algılanmalı. Asıl olan devlet idarecilerine nasihat yüz yüze, bire bir, bire bir yüz yüze olmalıdır. İşlerinin çokluğu makul bir engel. Ama burada da en azından toplumu temsil eden diyelim ki burada düzeltilmesi gereken madem yeni anayasa çalışması var, şu milletvekili dediğimiz kimseler cidden bu ismin müsemmasını mı temsil ediyorlar? Yani cidden milletin vekilleri midirler? Yoksa bu isim eskiden kalma kullanmaya devam mı ediyoruz. Millet vekiller parti idaresi tarafından seçilir biz de oy veririz, toptan oy veririz. Bunların içerisinde bizi temsil edemeyecek kimseler var. Temsil edemeyeceğini düşündüğümüz kimseler bile diyebiliyor, İstanbul sözleşmesine imza atmak bir hataydı. Bunu ben okudum baştan sonuna kadar diyor. ya o makama gelmiş, toplumu temsil eden birisi o sözleşmenin ne anlama geldiğini anlamadan, bilmeden rastgele imza sonunda da bu yanlıştı deyip güya hatayı kabul etmek aksine kıpti cesaretini arz ederken hırsızlığını ilan ediyor derler. Bu suçu itiraftır. Özrü bir değer taşımaz. Şimdi de Avrupa ile yaptığımız anlaşmalara ters düşemeyiz, ee oyları ile o makama oturan kimseler bize ters düşebiliyor ‘musunuz rahatlıkla topluma ve sizi anlamamızı istiyorsunuz. Bu milletvekilleri cidden milletin vekiller olmalıdır. İlk mecliste bunların adı mebustu. Her bölgeden halkın seçtiği, anasını, babasını, soyunu sopunu tanıdığı kimseleri kendisine temsilci olarak seçiyor, Ankara’ya yolluyordu. Parti idaresi seçmiyor. Ta Karadenizli birisini Antalya dan aday gösteriyor. Ben bu adamı bir kere seçimde görüyorum. Ondan sonra onlardan randevu alamıyorsunuz

yaklaşamıyorsunuz. Veyahut oy potansiyeliniz yok diye size hiç değer verilmiyor. Ama Müslümanlar, biz müstakim kimseleriz her şeye rağmen demiyoruz. Chp zihniyeti var olduğu müddetçe biz mevcut iyileri destekleriz. Her şeye rağmen değil, yaptığınız hataları desteklemiyoruz. Ama bir yerden size oy vererek o makama oturttuğumuzu düşünün. Aldığınız aylıklar bizim paramızdır. Bizim de sözümüz olması gerekiyor orada. Eğer yeni bir anayasa ise bu milletvekilleri cidden milletin temsilcisi, vekili olmalı. Parti idaresine kurucularına onlara dönük oy verirsek hayır. Düşünün buna sebep oy veriliyor, İslam’a ters olan bir şey imzalanıyor. Düşünün inandığını söyleyen bir kimse nasıl bu ibneciliğe geçit verir? Onlara saygı istenir? İnsan olarak davranabiliriz insan gibi illa onlara eziyet edicez şu bu değil. o fiilin önüne set çekilmelidir. Değilse şu anki şikayetinde olduğumuz belalar musibetlerin daha kötülerini beklemelisiniz.

Siz kimin ile savaştığınızı düşünüyorsunuz. Allah ile istediğiniz kadar nükleer başlıklı silahınız olsun, Amerika güçlü olsun, Rusya güçlü olsun, Çin güçlü olsun ufacık görünmeyen bir mikrop, alt etti dünyayı. Bu azgınlığın sonu büyük felaketlere varır. Biz inananlar olarak böyle düşünüyoruz, böyle görüyoruz. Rabbimiz bize böyle haber vermiş.

Öyle ise devlet başkanlığı makamına bu bir nasihattir diyoruz.

Halka, seçmene ne kadar değer verildiğini seçim zamanı ev ev gezerek değil, seçildikten sonra yaptığınız işler ile bunu gösterin.

Tamam biz de sosyal haklara rahatlığa sahip olmak isteriz ama biz şuan eskisinden daha çok elimiz kolumuz bağlı gibi oturuyoruz. Chp zamanında dinimize düşmandılar, her şeyi göze alıp onlar ile yine şiddete başvurmadan mücadele ediyorduk. Benim yaşımda olanların atmış sekiz kuşağı olanların bir çok ceza giymişliği vardır bu yönde. Onlar ile mücadele ediyorduk, başarıyorduk da. En azından Müslümanlar arasında ihtilaf yoktu bu denli birbirleri ile çekişmiyorlardı. Tesettür inanın yirmi sekiz şubat olaylarından önce o an daha muntazam mazbuttu. Ondan sonra tesettür bir baş örtüsüne indirildi. Arkasından bütün vucüt hatları belli bir ucube çıktı ortaya. Ömrünü buna vermiş, mücadele eden insanlar buna karşı çıkınca bizim bize daha yakın olduğunu düşündüğümüz kimseler toptan onu linç etmeye kalktılar. El insaf ama bakın hangi iktidar gelirse gelsin davasından hiç ödün vermeyen, sataşılmayan kimdir? Türkiye deki alevi derneklerdir. Her iktidarın kaymağını yiyor neden oy potansiyelleri çok yüksek ama Müslümanlar devamlı mazlum. Sabredelim deniliyor. Dikkat edin Müslümanlar arasındaki bütün sorunları çıkaran İslama karşı olan sistemlerdir. Avrupa idarecilerimizi ayartıyor, halkına düşman yapıyor, ezdiriyor sonra güya o halkın kurtarıcısıymış gibi ortaya çıkıp o zalimi kendi eli ile deviriyor. Irak da yaptığı gibi birçok yerde yaptığı gibi.

Evet biz Chp gibi din düşmanı bir zihniyet var olduğu müddetçe destekleriz. Ama bizi değil belki bizi İslami bir sözümüze binaen tutup içeri atmıyorlar sorgulamıyorlar ama çocuklarımızın geleceğini tehlikeye atan kararlar bizim tasvip etmediğimiz kararlardır. Mesela bu anayasa değişikliği de eğer seçimlerden önce olursa biz de deriz bunu koyun referanduma, her cumhurbaşkanı seçilsin hem de İstanbul sözleşmesini kabul etmeyenler de etmiyoruz desinler, hayır desinler ona. Hani halk karar verirdi, halk isterse indirir isterse çıkarırdı. Bu gibi toplumu ilgilendiren bizim dini değerlerimizi ilgilendiren meselelerde halka referanduma gidilmelidir. Hele bu ortamda yani dijital ortamda bu daha kolaydır. Nasıl ki şu korona belasını internet aracılığı ile idare edebiliyorsunuz, bu da idare edilir. Halka sorun bunu istiyorlar mı? Bunu latince söyleyerek toplumumuzun çoğu anlamıyor zaten. Bu ibnelerin halini latince kısaltılmış harfler ile telaffuz ettiğinizde bunlar anlamıyor. Birisi diyor ben hem Müslümanım hem de eşcinselim diyor. toplumun çoğu anlamıyor. Hayır hem Müslümanım diyemez eğer diyorsa bunu yapmaması gerekir. Bu büyük bir beladır, büyük bir musibettir. Bunlara Allah ile mücadele eder gibi tamam her derdin devasını indiren rabbim bu derdin de devasını indirmiştir, arar. Ama ona sığınarak, ona yalvararak. Ona savaş açarak değil. eğer bu savaşa devam ederseniz kaybedenin bizler olacağını çok iyi anlamamız gerekir hem de bu gibi belalar sadece bu işi işleyenlerin başına inmez. Hepsini içine alır. Susanları da tasvip edenleri de destekleyenleri de hepsini içine alır.

Onun için halka nasıl ki onların oyuna muhtaçsınız veyahut bazı toplulukları oy potansiyellerinin olmayışı sebebi ile nazar-ı itibare  almıyorsunuz hani haklıdan yanaydınız? Hani güçlüden yana değil mazlumdan yanaydınız? Ha sesini duyuranların yanında. Evet birisi çıkıyor Hristiyanlığa müsamaha, Yahudiliğe müsamaha gösterirken, ibnelere müsamaha gösterilirken yaptıkları her işe rağmen, Müslümanlar bazı aşırı sözleri ile ama o aşırı söz etmeye mecbur eden bu sistem olmuştur. Biz istiyoruz ki devlete nasihat eden halkı devlet Nezdinde temsil eden müessese olmalı.

Diyanet işleri başkanlığı ne işe yarar Allah aşkına.

Bunu bilmek istiyoruz. Cenaze kaldırmaya mı? Defne mi? Cenaze nakline mi? Ne işe yarar diyanet işleri başkanlığı? Diyanet işleri başkanlığı devlet nezlinde halkı mı temsil mi ediyor? Halk nezlinde devleti mi temsil ediyor? Diyanet işlerine katiyetle devlet nüfuzu verilmemelidir. Diyanet işleri de devletin nüfuzunu kullanarak kendisine bir dolaşma sahası açmamalıdır. Diyanet işleri başkanlığı kendi ilmi nüfuzu, otoritesi ile durmalıdır. Atama ile değil. onlar da seçilmelidir. Tabi ki nasıl seçileceği düşünülür. Toptan bütün diyanet görevlilerinin de katıldığı da olabilir veyahut daha önceden seçilmiş bir meclisin seçeceği ilmi liyakatına göre yani devlet nasıl bir hata yaparsa dini değerlerimize karşı ilk konuşanın diyanet işleri olması gerekir. Aksine diyanetin

ağzı kapalı mühürlenmiş. Çünkü onu oraya tayin eden o makamsa o makama ters düşemez. O zaman diyanet bu İstanbul sözleşmesinin bu ibnelere karşı takınılan tavır, zinanın yani suçu olmama gibi şeylerde nerde diyanet? Aldığı paranın mı hakkı umumudur? Haram zıkkım olur o bizim paramızdır. Halkın parasıdır o. Bizim paramızla birisi orada oturuyorsa bizi temsil etmesi gerekir. Bizim sesimizi duyurması gerekir ve böylelikle de devlet başkanlığı makamının izzeti korunur. Halktan rastgele birisi kalkarak orayı itham etmez. Nasihat adı altında da itham etmemesi gerekir. Bu nasihat işini diyanet işleri görmeli. Bu kanun İslam inancına göre terstir. Bunu kim kabul ederse etsin, bu ibneliği bizi ilgilendirmez. Çocuklarımızın geleceğini tehlikeye atamayız. Biz şu ana kadar dinimiz yaşarken, anlatırken bütün çektiğimiz çileler çocuklarımızın geleceği idi. Bizden daha iyi bir ortamda İslamı yaşasınlar diye. Birisi İslama uymayan bir kıyafeti tenkit ediyor hemen sorgulanıyor. Biz iki tane fabrika açtık diyor övünüyor, Müslümanlar biz size bunun için oy vermedik. Kim yaparsa yapsın bunu. Bırakın özele özel zıkkımlansın. Ama benim oy verdiğim kimseler benim inancıma ters bir karar almamalılar.

Biz her şeye rağmen derken yani din düşmalığı zihniyetine sahip bir topluluğu biz genelde böyle görüyoruz, Chp ne yaparsa yapsın, tövbe ettik deyip tekrar tekrar kelime-i şehadet bile getirseler Chp islam’ın bir numaralı düşmanıdır. Onlar bizi daha önce mürteci diyerek şeriatçı diyerek sistemin düşmanı olarak gösterdiler. Buna sebep senelerinin hapishanede geçiren kimseler oldu. Buna sebep biz hiç intikam duygusu ile beslemedik kendimizi ama en azından bize yakın olduğunu düşündüğümüz kimseler bizim inancımıza saygı duysunlar. Buna sebep devlet reisi diyanet reisi değildir. Din adına katiyetle müdahalede bulunmamalıdır. Ha bir Müslüman olarak evet bende Müslümanın benimde bu mevzuda hakkım var diyebilmeli. Bunu der ama devlet reisi olarak katiyetle fetva makamı değildir. İslama ait bir meselede karar verme hakkına sahip değildir. Buna sebep belki münasip olmayan bir üslup ama devlet reisi dinden elini çekmeli. Bütün dinlere aynı mesafede davransın. Aynı şekilde yaklaşsın. Aralarındaki hakem rolünü oynasın. İnanın Türkiye de sistemin sebep olduğu sorunlar sebebi ile gençliğimizi kurban ediyoruz. Ya solculara kurban ediyorduk, ya farklı gruplar kurban ediyorduk. Solcu adı altında eylemler bitti İslam adı altında bunu işlediler ve DAEŞ’in de kaynağının hepsinin kaynağının batı olduğunu herkes biliyor. Ama bunun ile Müslümanların belli bir kesimi tümü itham ediliyor. Artık devlet, devlet müsesseseleri rast gele insanların ağzı ile bakın şu kadın şiddeti adalet bakanlığı medya ağzı ile hareket ediyor. Sanki genç kızlarımız evlilikten bıktırılıyor, tiksindiriliyor. Usandırılıyor. Ya bir olay olmuş buna siz hangi yöntem ile yanaşıyorsunuz? Gazetecilerin, medyanın yöntemi ile mi yoksa klinik bir vaka mı bakıyorsunuz yani kriminal bir vaka

olarak mı bakıyorsunuz? Nasıl bakarak yaklaşıyorsunuz buna. Kadınlar hep masum, hep erkekler suçlu. Tabi ki her iki taraftan da olur. Tutuyor aileden sorumlu bakan kadının beyanı asıldır diyor. ya haklı olan birisinin beyanında dahi müddei şahit getirmek zorundadır. Bunun nersine hukuk dersiniz siz? Evet belki söz etmeyi biz nasihat babından bunu söylüyoruz, bir suç işleme babından değil. mecliste bu kanunu koyan bir zamanlar Bülent Arınç, kulakları çınlasın diyoruz. Bir nefret kanunu çıkardı, hem de övünerek böyle, ben idam sehpasından adam alırım, ağır ceza avukatıyım. Ya biz bile bu halimiz ile bu kanunun çok sakat olduğunu anladık. Ve dedik ki inanın bunu ilk Müslümanlara kullanırlar. Sanatçı bayanlardan birisi çıkıp, Amerikanın da Allah belasını versin, İsrailin de Allah belasını versin deyince ertesi gün İsrail konsolosluğu beyanat verdi bu kadın nefret suçu işlemiştir dedi. İnanın bu kanun Müslümanların aleyhine kullanılır. Halbuki nefret her insanın fıtratında var. Bu kullanılmalı. Sevgi nasıl varsa, buğuz etme, nefret de vardır. Şuan düşünün sistemimiz yani fetö olaylarına karşı ne denli bir nefret oluşturuyoruz bu da suç olması gerekir. Ha suç işlemişlerdir, suç işleyenlere olsun. Ama İsrail ‘in yaptığı zulme karşı çıkana nefret suçu işliyor diyemezsiniz.

Onun için bu sisteme dikkat edin. Bu sisteme dikkat edin. Bir gün İstanbul da bir kitap fuarında Türkiye barolar birliği bir stant açmış, birkaç kelli felli görülen kimse var, yanımda torunum ile beraber girdik gel şuraya bir girelim dedim, yaklaştım, bize dedim İslam hukukuna ait, ondan bahseden bir kitap verebilir misiniz dedim. Tavsiye edebilir misin. Hacım dedi böyle bir şey yok. Cidden yok mu? Yok dedi. Ya dedim Avrupa hukukunun baş üstüne koyarak ceza hukukunu bir yerden alırsınız, aile hukukunu bir yerden alırsınız, ticari hukuku bir yerden alırsınız. Dedelerinin asırlarca hangi hukuk ile yaşam sürdürdüğünü bilmemeniz cidden garip. Ya bir insan nesline bu denli düşman olamaz. Geçmişine bu denli düşman olamaz. Geçmişi reddetmek ile biz geleceğimizi de satmışız demektir. Ha geçmişimizi de överken haddi aşarak değil, hak etmedikleri vasıflar ile değil. onların hatalarını da bilerek. Ya devamlı bize anlatılan, telkin edilen Osmanlı’yı Avrupalılar, İngilizler yıktı. Vallahi bütün dünya toplansa yıkamazdı. Eğer Osmanlı istikametinde olsaydı, müstakim olsaydı bütün dünya toplansa yine yıkamazdı. Neden biz geçmişimizin hatalarını görmüyoruz? İnanın şuan tasvip edilen, uygulanmasına müsaade edilen gelecek neslin buna sebep olanlara bedduasından kabirlerinde duramazlar. O zaman bizim nasihatlarımıza halk olarak oylarımıza, biz o oyların sahibiyiz. Gerçi daha Avrupa noktasına gelmedik. Avrupa da bir oy ile kaybeden insanlar olur. O zaman oy potansiyeli ne kadar demeyiz. Bir oy bir oydur deriz. Geçen seçimde Yalova’yı  Chp yedi oy ile kazandı. Orada da yüz elliye yakın tekfirci var. Ak partiye oy vermedi imanıma zarar gelir diye. O belediye reisini, Chp’li belediye

reisini seçen, oradaki tekfirci zihniyet. Bunlar bizim çocuklarımız, bunlar ıslah olur. Biz yani koyduğumuz hukukta bile şimdi düşünün şunun mantığını anlatın, ben bir şeyden dolayı itham ediliyorum suçsuzluğumu ispat edeceğim. Ya benim suçlu olduğumu söyleyen benim suçluluğumu ispat etmelidir. Edene kadar da beraat’ı zimme asıldır. Bunlar sözde kalmamalı. Şu zihniyete sahip olmamalıyız, devleti ayakta tutmak için bazı kurbanlar verebiliriz hayır. Biz bir tane mazluma sebep bin tane zalimi dokuz yüz doksan dokuz zalimi cezalandırmayız. O mazlumun hakkı önceliklidir. Eğer işimizde, çalışmalarımızda mazlumun hukukuna tecavüz eder bir konum varsa o harekette istikamet yoktur. Tasvip ettiğimiz çok yönü olduğu gibi bu sistem de bizim kabullenemediğimiz, kabul etmediğimiz böyle diyelim ha herhalde bu kadarlık hürriyetimiz var değil mi? Bizim de ifade özgürlüğe hakkımız var. Öyleleri var ki şunu şunu yaptı diyorsunuz ben bu denli suç bile işlesem inanın Chp kadar suç işlemiyorum. Onlar koskocaman bir terör örgütünü destekliyor. Hangi Müslümanın işlediği suç bundan daha dehşetlidir? İyi parti kadar suç işlemiyoruz. İtiraf ettiler desteklediklerini. Terörü destekliyorlar. Eğer halkın yanında olmak gerekirse doğuda çocukları şehit olan vefat eden ana baba bunları mahkemeye verebilir. Benim çocuğumu öldüren katilleri bunlar destekliyor. Nasıl benim verdiğim vergilerden bunlara maaş verirsiniz? Siyaset gereğiymiş. O zaman o güzel siyaset herkese uygulansın. Hem düşünün ben bu Türk toplumundan birisinin öyle kolay kolay kötü bir iş yapacağını düşünmüyorum. Bizim yapımızda bu var, bir ana bile kızdığında çocuğuna senin ayaklarını kırarım diyor. ama hiçbir ana çocuğunun ayağını kırmaz değil mi? Hiçbir ana çocuğunun ayağını kırmaz yapamaz bunu bizim dilimiz böyle ama bu bir tehdittir bir yerde. Avrupa da isterlerse bunu suç sayabilirler. Hayır biz akıl nasıl ki biz sabretmeliyiz, akıllı olmalıyız değil mi halk, idarecilerimiz de öyle. Seçtiğimiz idareciler eğer biz seçersek, biz tasvip eder yollarsak Ankara ya o zaman milletin vekili olurlar. Tutup da benim aile sistemimi dinamitleyen birisi nasıl orada devlet bakanı olur. Aileden sorumlu devlet bakanı, bu olamaz. Hem de en yakınlarınız bu İstanbul sözleşmesini destekliyor. Bunu referanduma koyun tasvip eden edebilir hani hürriyet varya. Hadi diyelim bizde böyle bir sistemde yaşamaya mecbur bırakılmışız ama bizim de isteklerimiz sorulmalı. Diyanet reisi ne iş yapıyor? Hadi biri sustu, hepsinin mi susması gerekir? İslama ters olan şeyleri rahatlıkla söyleyebilmelisiniz. İslam hukukunu müdafaa eden birisinin arkasında durmalısınız.

Evet ben Avrupa hukukunu tasvip etme zorunda değilim. Mecbur değilim. Ben adil bir şekilde idare edilmek istiyorum. Bana da chp nin devrinde de iman etmediğin vicdan hürriyeti vardı. Ha güya ama değil. devamlı laikliğe ters düştüler, laikliğe ters düştüler. Anlamadığımız bir şeye ters düştük. Daha sonra

anladık laiklik müstakil başka bir dinmiş. Avrupa da laiklik fransadan başka kimse kullanmaz değilse onun normal bilinen adı başkadır. Sorun Avrupa da laikliği kim tanır Fransızların dışında ama başka yerlerde başka isimler. Din ve vicdan hürriyeti vardır, klişeye karışamazsın. Bizde devlet reisi seçiyor, yani tain ediyor. Yunanistan da bile Müslümanların liderini Müslümanlar seçiyor. Ondan sonra devlet onu ayırıyor.

Evet bu kim ile savaştığınızın farkında mısınız? Dikkat edin helaka sebep olan isyanlarımıza dikkat edelim. Birbirimizi uyarmak zorundayız. Bu bizim Müslüman olarak normal müdahale hakkımızdır. Zor ile yaptırma değil. sükut edersek imanın en zayıfı olan ama yine kalp ile buğuz etmeliyiz. Bu seferde nefret kanunundan içeri girebilirsin. Zinanın suç olmadığı bir ortamda birisi çıkıp diyor, genç evliliğe karşıyız, dini bir meselede ne ise devlet çıkmalı. Ya Chp bile on beş yaşındaki kızların evlenebilmesi için kanun çıkarıyor. Karşı cinse ilgi ihtiyaç duyuluyorsa bu zamanında meşru bir şekilde telafi edilmeli. Ama şuan gençlerimiz evlilik, genç evliliği yaşlı iken mi evleneceksin? Yaşlanınca zaten evlenmeye ihtiyaç duymuyorsun. Herkes rastgele sözler etmemeli. Bulunduğu makama ait sözler etmeli. Devlet cezalandırma mekanizmasından önce suç işlemeden önce biz suçüstü yakalamayı öne alıyoruz o suçu işleyeceğini biliyoruz ama suçu işledikten sonra suçüstü yakaladık. Şahide ona buna da ihtiyaç da yok. Değil suç işlemeye mani sistemler olmalı. Devlet reisi şunu diyebilir bu gençlerimizin istediği nedir? Sorunları nedir? Neden biz bunları azgın grupların maşası yapıyoruz? Ellerine düşürüyoruz. Bunların bu azgın grupların eline düşmesinin sebebi sistemdir. Değilse bu çocukların niyeti iyidir. Tekfirci olmuş güya devlet sistemine karşı duruyor ve bununla beraber bu sistemi idare edenlere düşmanlık yapıyor. Ama sebebini sormuyor. Bu hasta ama deli birisi size küfretse bu delidir ya diyip bırakırsınız inanın bunlar da bu mevzuda mecnun bir vaziyetteler. Diyanet reisinin işidir bu, diyanet teşkilatının. Ama diyanet devlet otoritesini kullanarak hareket ediyor. Evet görevini bilmiyor. Bu ilmi otoriteyi tesis ederek diyanet böyle bir müessese olduğunu ispat etmeli, diyanet reisi tain ile değil liyakat ile seçilmelidir. Hem de dini bütün sorunları en azından sorun husumete dönüştürmeden halletme yolunu bulmalıdır. Herkes düşüncesinde devam edebilir ama en azından bunu husumet meselesi yapmamalıdır.

Evet, bu günkü sohbetimiz bu kadar, sorusu olanlar varsa buyurabilir maalesef sorunlar o kadar çok ki bunları ancak başlıklar halinde işleyebiliyoruz madem anayasa değişikliği olacak, önümüzde seçimler var buraya halkı rahatsız eden bir mesele halka referandum olarak sunulmalı. Oradaki bizi temsil etmeyen temsilciler değil. diyanet reisi devletin dediğini diyerek, devlet başkanımız sigaraya ısrarlıca yükleniyor, diyanet reisi de fetvayı rahatça veriyor. Neden içkiye böyle bir şey göstermiyor? Görevlerinden olacaklarından mı? Maslahat icabı mı? İdareye ters düşmemek için mi? Evet memleketimiz madem demokrasi ile idare olunuyor bırakın diyanet görevini yapsın. Ha sen de bildiğini yap hiç önemli değil ama diyanet bu sözü desin bu bizim inancımıza terstir desin. Bizim inancımızda bu haramdır desin. İçkinin sebep olduğu hastalık, sigaranın sebep olduğu hastalıktan daha mı azdır? Zıkkımlananların gönlünü yapmak için, onların oylarını almak için işte bu sistemin en büyük belası bu. Oy, oy, oy her şeyin değeri oy ile ölçülüyor.

Evet, sorusu olan?

Soru cevap kısmı

Hocam kardeşlerden birisinin şöyle bir sorusu var,

Esselamu aleykum hocam dediğiniz gibi devlet atamasa diyanet reisi nasıl seçilir veya nasıl seçilmesi gerekir şer’an?

Bu ikinci bir aşama. İkinci bir aşama ona girseydik sadece onun üzerinde kalırdık. Milletvekillerinden söz ettim bunlar milletvekili adları böyle milletin vekili değil. partinin halk nezlindeki temsilcileri. O milletvekillerini yolluyor, benim milletvekillerim budur, bunu seçin diyor. ayırt etmiyoruz. İslam’a ters birisi mi, düşman mı hiç düşünmüyoruz. Tutuyor milli eğitim bakanını o seçiyor. Bu adamın inancı nasıl? Okullarda nasıl dışarıdan gelen uzman denilen insanların görüşlerine veyahut cinsel eşitlik ne demek bunu okullarda okutmaya kalkıyorlar, pilot okullar seçiyorlar ama ben seçmiş olsaydım onu ben yollamış olsaydım oraya bildiğim kimse olurdu. Onu burada anasını, babasını tutarım, kardeşini tutarım tenkit ederim. Sözümü söylerim o bir daha da burada seçilme hakkını bulamaz. Çünkü benim inancıma ters düşecekse benim oyumu haketmiyordur. Şuan gerçi bizim desteklediğimiz kimseler de illa hakettiklerinden değil daha iyisi oldukları içindir. Ama tesettürde dediğim gibi bize düşmanlık yapanlar ile rahat mücadele ediyorduk ama bizden görünenler ile mücadele edemiyoruz. Nasihat edemiyoruz, sözlerimizi ulaştıramıyoruz. Seçimden evvel bize söz veren seçimden sonra cayıyor. Bazen de aracılara dediğin zaman devlet bunu bilmiyor mu diye söylüyor. Ya kendisi itiraf etti zaten sorumlunun bu sözleşmeyi imzalamak hataydı diyor. ama bunu nasıl bir üslup ile sunuyor? Hatasından dönmek değil, başından sonuna kadar okudum ben hazırladım, biz hazırladık diyor. bunu rastgele bir hanım sadece bir üniversite mezunu bir hanım bunu tespit ederde bunlar mı edemiyorlar? O zaman ehil olmayanlar iş başında demektir. Ve bu belayı kim başımıza yani sardıysa o beladan onlar kurtulması gerekir. Bizim çocuklarımıza veyahut kendileri bundan sonraki seçimleri kazanamazlar ise aha chp ye zemin hazırlamışlar demektir.

Selamun Aleykum hocam diyanet hocalarına nasıl yaklaşmalıyız?

Önce başa yaklaşsınlar. Başkan tayin ile gelmemelidir. Atama ile değil liyakat ile gelmelidir. Yani devlet otoritesinin arkasına saklanan birisi olmamalıdır. İlmi otorite ile kendisini ayakta tutmalıdır. Ondan sonra diyanet görevlisi. Baş düzelmeden etraf düzelmez. Şuan düşünün eğitime milyarlaca pay ayrılıyor. Pastanın büyük parçasını milli eğitim yiyor. Arkadaş yirmi senedir okuldan çıkanlar hangi eyilimdeler? Bunların okumasına para veren iktidara düşmanlar. Demek ki sistem hala chp sistemi. Hala chp. Yavaş yavaş ilerlemiyor, ilerliyor kötüye doğru ilerliyor.

Türkiye de oy kullanmanın sınırı, sebebi veya neye göre verilip verilmemesi gerekir?

Bunu daha önceki anlattığımız dersler o kardeşimize onun linkini yollayın dinlesin ha buna rağmen yani düşünün chp gibi bir zihniyet ayakta olduğu müddetçe biz şuan tenkit ettiğimiz kimseleri destekleriz. Ve buna karşılıkta onlardan bir şey istemiyoruz. Halbuki kendisine oy verenleri çoğu onlardan beklentileri var. Bizim hiçbir beklentimiz yok.

Birilerinin tövbe etse dahi biz onlar ile birlikte olmayız dediniz bunu açıklar mısınız?

Yani chp katiyetle inandırıcı değildir sözlerinde. Her halükarda din düşmanlığı vardır. Adamlar hiç onlara zulüm edilmemesine rağmen islam düşmanlığı nefreti kusuyorlar. Yolda baş örtülü geçen kıza, bayana sataşıyorlar. Ama biz tutup da neden böyle çırıl çıplak geziyosun diye birisine bir şey yapamıyoruz, bu suç oluyor. Ama Müslümanların ört pas oluyor. Veyahut ne kadar doğru bilmiyoruz affettik madem özür diledi diyor. onların özürü de sahtekarlıktır. Chp nin.

Hükümetin Müslümanlara ve islam hukukuna karşı açık bir tavır aldığını, on sekiz yıldır görüyoruz. Uygur türkleri tutuklanmaya başladı buna rağmen akp ye oy vermemiz caiz olur mu?

Senin ona oy vermemen kurtaracak mı? Uygur Türklerini. Bu gibi şeyler dış siyaset ekseriyetle umumen Müslümanların düşünün yani haliçteki Müslüman devleti Çin ile ticaretini durdursunlar çinin işi biter. Ama Müslüman idareceler üçkağıtçılar geliyor. Halk adına karar veriyorlar. Mesela suud gibi bir yerde İslam kullanılıyor. Kral emiril müminin olarak görülüyor, ona isyan haricilik ile itham ediliyor. Hiçbir alim söz edemiyor. Burada da dediğimiz gibi aslında devlet idarecilerine nasihat bire bir yüz yüzedir ama buna fırsat verilmiyor. Cevap da verilmiyor yazı ile ulaşmaya çalışsanız. Vaktin kısırlığı evet ama belli başlı insanlar ile daha önce mesela Şeyh Binbaz hayatta iken suud da bir ulema meclisi vardı, haftada bir gün kral oraya gelmek zorundaydı. Ve alimler teker teker krala nasihat ediyorlardı. Ama o sistem gidince kral istediğini yapıyor.

Hocam diyanet reisini halk veya cemaatlerin önderleri seçmeye kalktığında ortalık Afganistana dönmez mi? Başa geçme kavgasına dönmez mi?

Bu görüşü en çok müdafaa eden Erbakan’dı. Diyanet muhtar olsun diye. Eğer hükümet otoriteyse diyanette böyle bir soruna fırsat vermez. Diyelim ki herkes tarafından seçim değil daha önceden bilinen hatta emekli olmuş da olabilir bir ulema meclisi ile en liyakatlı olan seçilir. Liyakat öne alınmalı. Seninle uyumlu olup olacağı değil. eğer içe dönük, halka dönük bir karar alınıyorsa İslam’a ters düşüyorsa halkın vicdanına zarar veriyorsa, incitiyorsa, düşünün ben Avrupa da bir meseleden mahkemelik oldum hakim bana ne dedi biliyor musun? İnancına göre yemin et dedi. Biliyor beni inancımdan başka bir yemin bağlamaz ama Türkiye de bunu yapamazsın. Ben de onların verdiği yemini hiçe sayıyorum, takmıyorum. Benim için bağlayıcı değil. beni bağlayan inancıma göre yaptığım yemindir. Yunanistan da Müslüman milletvekilleri Kur’an’a el basarak yemin ediyorlar. Neden? Akıllı adamlar çünkü o onu bağlayacak olan kendi inancına göre olan yemindir.

Hazırlayan: Ebu Said

Yazar: Ankaralı Mehmet Şahin

16 Şub 2021