Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Neden Selefin menheci … ?

Değerli kardeşlerim … ! bugün sizlerle paylaşmayı düşündüğüm konu, neden selefin yolunu seçtik … ? … neden selefin menheci dedik… ? … Ve neden selefin metodu üzere yürünmelidir diyoruz … ?

Yani Müslümanlar olarak neden bu yolu tercih ettik … ? Neden bu metod üzere hareket etmeye çalışıyoruz … ? bu konunun üzerinde durmaya çalışacağız.

1 = Değerli kardeşlerim … ! bu yolu tercih etmemizin en önemli sebebi ; hiç şüphesiz ki bu yolda yürüyen ilk insanlar, bu dini en sağlıklı bir şekilde anlayan, kavrayan ve onu istenildiği şekilde tatbik eden insanlar oluşundan dolayıdır… Onlar ki, Allah Rasulü sav’in en yakın dost ve arkadaşlarıydı… Ki zaten Selef derken ilk önce aklımıza gelecek olan kimseler de bu insanlar olmalıdır… 

Allah’u Azze ve celle onları insanlığın içerisinden seçmiş ve hemen hemen her hususunda kendilerini, sonradan gelenlere örnek bir topluluk yapmıştır.

Çünkü onlar, inançlarını, amellerini ve ahlaki değerlerini risaletin ilk fışkıran kaynağından alıyorlardı… Onlar vahyin inişine şahid olmuşlar, bir takım mucizeler görmüşler ve peygamberlerinin dili ile de açıkça cennetle müjdelenmişlerdir.

Onlar, her hususta doğruya tabi oldukları gibi, doğrulukları sebebiylede binlerce insanın hidayetine vesile kılınmışlardır.

Ve yine onlar, Kur’an’ın ve sünnet’in açık ve net mesajlarına göre, kurtulacak olan taifenin, kendilerini örnek alacağı bir taife olarak anlatılmışlardır.

        Allah’u Azze ve celle şöyle buyurmaktadır :

وَمَن يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِن بَعْدِ  مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدَى  وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيراً

”  Her kim, HUDA kendisine beyan olunduktan sonra, peygambere muhalefet eder ve mü’minlerin yolundan başka bir yola tabi olursa, onu döndüğü o yola bırakır ve cehenneme sokarız, orası ne kötü bir gidiş yeridir. ”  Nisa : 115.Ay

Allah’u Teala bu Ayeti celilesinde, Mü’minlerin ilk halkası olan sahabeyi zikrederek onların yoluna tabi olunmasından bahsetmektedir… Bununla beraber onlara muhalefet edenlerin de kötü bir akibeti  boylayacağı anlatılmaktadır… 

        Peygamber s.a.v de onlardan övgüyle bahsederek şöyle buyurmaktadır :

“ Ümmetimin en hayırlı nesli, benim muasırlarımdır….. “  Buhari : 7.c.3412.s.

Ve yine hatırlayacağınız gibi Rasulullah s.a.v başka bir hadislerinde : Ümmetinin param parça olacağını, ama içlerinden sadece bir taifesinin kurtulacağını haber vermiştir. Bunların kimler olduğu sorusuna ise ;

 ما أنا عليه اليوم وأصحابي   “  Onlar, bu gün benim ve ashabımın yolunda yürüyenlerdir “ buyurmuşlardır.

Ahmed : 3.120. 145  –  İbni Mace : 10/3993 – Ebu Davud :  5/4597  –  S.Sahiha : 204. 149.n

İşte sahabenin yolunu tercih edişimizin sebebi budur… Çünkü zikri geçen bu deliller, onlardan sonra gelecek olan ümmete sesleniyor ve diyor ki ;

“ … Dinini yaşamak isteyen kim olursa olsun, ister bir fert olsun, ister bir cemaat olsun, ister herhangi bir topluluk olsun, bu kimselerin kurtuluşu ancak, Allah Rasulü s.a.v’in kendilerine ilk elçilik yaptığı o insanların  yoluna, metoduna ve menhecine uymakla mümkündür. “

Dolayısyla bizlerde kurtuluşu arzu ettiğimiz için bu yolu seçtik … öyleyse kim kurtuluş istiyorsa, onlarında bu yolu tercih etmeleri gerekir…

2 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; onların kurtuluş sebebi olan Allah’a takdim ettikleri imanları, her türlü şaibeden uzak saf ve katıksız bir iman sahibi oluşlarından dolayıdır… Bununla beraber, iman konusunda kurtulmak isteyenlerin de, onların iman ettiği gibi iman etmeleri gerektiğinden dolayıdır…

         Allah’u Azze ve celle bu konuda  şöyle buyurmaktadır :

فَإِنْ آمَنُواْ بِمِثْلِ مَا آمَنتُم بِهِ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا هُمْ فِي شِقَاقٍ …..

“ Eğer sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yolu bulurlar. Yok eğer bundan yüz çevirirlerse onlar mutlaka anlaşmazlık içerisine düşerler … ”  Bakara : 137.Ay

Bilindiği gibi bu Ayetin ilk muhatabı olan kimseler, Allah Rasulü s.a.v’in sahabesidir. Ayet, o anki farklı farklı inancı olan kimselere çağrı yapıyor ve diyor ki ;

“ Ey insanlar … ! Eğer Rasul ve yanında bulunanların iman ettiği gibi iman ederseniz doğru yolu bulursunuz, değilse asla doğru yolu bulamazsınız “

Ayetin bizlere yönelik  mesajı ise ; insanı kurtaracak olan iman, ancak Allah Rasülü s.a.v’in kendisine arkadaşlık yaptığı o seçilmiş insanların iman ettiği gibi iman etmektir… Yani ; sizler de onların iman ettiği gibi iman ederseniz  ancak kurtulursunuz… İşte onların yolunu tercih etme sebebimiz budur.

Onlar eğer ; “ Allah’ın isim ve sıfatlarını te’vil etmediyseler “ bizlerinde aynı inanca ve imana sahip olması gerekir.

Onlar eğer ; “ Allah’ın, yarattığı mahlukatından ayrı Arşının üzerinde olduğuna inanmış iseler “ bizlerinde aynı inanca ve imana sahip olması gerekir.

Onlar eğer ; “ amele iyman ismini verdiyseler “ bizlerinde aynı inanca ve imana sahip olması gerekir.

Onlar eğer ; “ iman artar ve eksilir dediyseler “ bizlerinde aynı inanca ve imana sahip olması gerekir.

Onlar eğer ;  namazın terkini şirk ve küfür olarak gördüyseler “  bizlerinde aynı inanca ve imana sahip olması gerekir.

Onlar eğer ; şirki, “ şirk’ul ekber ve şirku’l asgar “ diye ikiye ayırdıysalar, bizlerinde aynı inanca sahip olması gerekir.

Hulasa gerek rububiyetle alakalı konularda olsun, gerek isim ve sıfatlarla alakalı konularda olsun ve gerekse uluhiyetle alakalı konularda olsun onların inancı, imanı, akidesi nasıl idiyse, bizlerinde aynı inanca imana ve akideye sahip olması gerekir…

3 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; onların kurtuluş sebebi olan ameli her konuda Allah Rasülü s.a.v’in yolunu izlemelerinden dolayıdır…

Çünkü onlar, Allah Rasülü s.a.v’in yapmadığı bir ameli yapmazlardı… Onun içindir ki, onların duymadığı, bilmediği ve yapmadığı bir ameli bizler de asla yapmamalıyız. Biz inanıyoruzki onlar her konuda bizden daha hayırlı, daha gayretli, bu dini bizlerden daha fazla dert edinen ve ona tabi olan kimselerdi.  

“ … Huzeyfe r.a şöyle buyurdu : Rasulullah s.a.v’in ve onun ashabının ibadet diye yapmadığı bir şeyi siz de yapmayınız. Çünkü önce gelen, sonra gelecek olana söyleyeceği bir şey bırakmamıştır. Ey alimler topluluğu ! Allah’tan korkunuz ve selefin yolunu izleyin . “

                                                                                İbn Batta – El İbane

“ … İbni Ömer radıyallahu anhu’ya : ” Ey Ebu Abdurrahman ! Biz korku namazı ile hazarda kılınan namazı Kur’an da bulduğumuz halde, sefer namazını onda bulamıyoruz.” Denilince ;” Biz hiçbir şey bilmezken, Allah bize Muhammed s.a.v’i gönderdi. Biz ancak onun yaptığını yapıyoruz “ buyurdu. 

Malik : sefer : 7 – İbni Mace : 1066 – Abdurrezzak : 4276 – Ahmed : 2/148 – Nesai : taksiru salat : 1 – Hakim : 1/258 – İbnu Huzeyme : 2/72 – Beyhaki : 3/136

“ … Abdullah ibn Mes’ud r.a şöyle der : Sizden kim bir sünnet izleyecek olursa, ölmüş olanların sünnetini takip etsin. çünkü hayatta olanın fitneye düşmeyeceğinden emin olamazsınız. Sözünü ettiğim bu ölmüş kimseler ise Muhammed sav’in ashabıdır. Onlar bu ümmetin en faziletlileri, en iyi kalplileri, en derin bilgilileri ve yapmacığa saparak kendilerini külfetlere sokmaktan en uzak olanlarıydı. Bunlar Allah’ın, peygamberine arkadaş olmaları ve dinini dimdik ayakta tutmaları için seçtiği bir topluluktu. Onların faziletlerini bilip kabul ediniz ve onların izlerinden gidiniz. Elinizden geldiği kadar onların ahlakları ile ahlakınız ve onların dinlerine sarıldıkları gibi siz de dininize sarılınız. Çünkü onlar dosdoğru hidayet üzere idiler. 

Ebu Nuaym Hilye : 1.305 – Beğavi Şerhu’s sünne : 1 / 214 – el- Albani İrva : 2445 

Görüldüğü gibi değerli selefimiz ameller konusunda sünnete ittiba etmiş ve başkalarını da sünnete davet etmişlerdir… İşte bu yolun kurtuluş sebebi budur … Ve işte bizimde bu yolu tercih edişimizin sebebi budur… Dolayısıyla bizde sünnete ittiba edeceğiz ve bizde başkalarına sünneti anlatacağız… Ki, bununla gerek bu yolda olduğumuzu isbat etmek ve gerekse kurtuluşu hak edebilmek için…  

4 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; onların kurtuluş sebebi olan en güzel şey, birbirlerinde Allah Rasulü s.a.v’in yapmadığı bir ameli gördükleri zaman, onu reddediyor ve doğru olanı birbirlerine anlatıyorlardı…

Çünkü onlar, Resulün farz kıldıklarından başka farz, haram kıldıklarından başka haram, müstehab gördüklerinden başka müstehab, mekruh kıldıklarından başka mekruh, mubah kıldıklarından başka mubah kabul etmiyorlardı.

Anlayacağınız onlar, din adına örnek alınacak tek otoriter beşerin, Allah Rasulü s.a.v’in olduğunu kabul ediyorlardı… Onlar inanıyorlardı ki ; Rasulün bu şekildeki bir otoriteye sahip olması, onun din adına getirdiği her şeyin Allah’tan olmasındandır… Onlar, iyi niyetle de olsa yapılan bir amelin sünnete uygun olmadığında dolayı bunun kabul görmeyeceğine inanıyorlardı.

“… İbni Ömer r.a şöyle dedi : “ Çarşıdan zeytin yağı satın aldım. Onu tam kendim için mal edindiğimde bir kişi bana karşı geldi ve zeytin yağına karşılık bana güzel bir kar verdi. Eline vurup pazarlığı bitirmeyi istediğim anda, arkamdan bir adam kolumu tuttu. Dönüp baktığımda, bir de baktım ki Zeyd b. Sabit’tir. Bana : Onu eşyalarının yanına götürüp temlik etmeden satın aldığın yerde satma. Zira Rasulullah s.a.v tüccarların satın aldıkları metaı eşyalarının yanına götürüp temlik etmeden, satın aldıkları yerde satışını yasakladı dedi. ”

Ebu Davud : 3499 İbni Hibban : 4984 Tabarani : 4782-4783-M. Kebir Hakim : 2/40 Beyhaki : 5/314  Ahmed : 5/191

“ … Nafi r.h’dan, şöyle dedi : adamın biri, ibn Ömer r.a’nın yanında aksırdı ve el hamdu lilahi ves selamu ala rasulillah dedi. Bunun üzerine ibn Ömer şöyle dedi : ben aksırdığım zaman elhamdu lillah ves selamu ala rasulillah mı diyorum ?. Rasulullah s.a.v bize senin dediğin gibi öğretmedi. Bize her halukarda el hamdu lillah dememizi öğretti. 

                                                                                 Tirmizi : 4.C. 2881.n

Halbuki – bu hadiste de görüldüğü gibi – söylenen söz kötü bir söz değil, bilakis iyi ve hayırlı bir söz. “ ve’s selamu ala rasulillah “ yani ; selam Rasulullah’ın üzerine olsun…  Ama Abdullah ibni Ömer buna karşı çıkmıştır. Neden ?  Çünkü Allah Rasulü s.a.v hapşırdığında sadece “ elhamdulillah “ derdi… Dolayısıyla şunu rahatlıkla söylememiz gerekir ki ;   Söz ve amel doğru da olsa, o sözün ve amelin yine doğru yer ve zamanda yapılması gerekir. İşte değerli sahabenin metodu, menheci ve fehmi buydu… İşte biz bundan dolayı bu yolu tercih ettik…

{ … Ebu Eyyub el Ensari r.a Mervan bin Hakem’e – namaz konusunda sünnete muhalefet ettiğini görünce – şöyle der : “ Sen eğer pergamber s.a.v’in kıldığı gibi namaz kılarsan ben senin arkanda namaz kılarım, yoksa tek başıma kılar evime giderim. }

Taberani Kebir : 4/187. Hayatu’s sahabe : 3.c.567.s – Heysemi M. Zevaid : 2 / 68.2346.n da zikreder ve ravilerinin sika olduğunu söyler.

Şimdi burada ilk  selefimiz olan sahabenin metoduna, menhecine,  fehmine bakın, bir de zamanımızda bazı inanan kardeşlerimizin ; “ nerde bulunursanız bulunun, – fitne çıkarmamak için –  bulunduğunuz yerin  mezhebine, meşrebine uymalısınız “ sözleriyle, etrafındaki insanlara farklı farklı şekillerde namaz  kılabilirsiniz diyen kimselerin metoduna ve menhecine bir bakın.

Halbuki müslüman Allah’ı memnun etmeli ve nerde olursa olsun Rabbinin kendisini gördüğünü asla unutmamalıdır… İşte bu konuda Abdullah ibni Mes’udun her müslümanın kulağına küpe olacak değerli sözleri :

“ … Abdurrahman b. Yezid şöyle dedi : Osman b. Affan r.a bize Mina’da namazı dört rekat olarak kıldırdı. Bu durum İbni Mesud’a söylendiğinde 0 : İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun, dedi. Sonra da : Rasulullah’ın arkasında Mina’da iki rekat kıldım. Ebu Bekir’in arkasında Mina’da iki rekat kıldım. Ömer b. el-Hattab’ın arkasında Mina’da iki rekat kıldım. Ah, nasibim o dört rekat olacağına keşke kabul olmuş iki rekat alsaydı, dedi. ”

Buhari : 1084-Ter : 1055 – Müslim : 695

İşte selefin yolu böyleydi … Onları kurtaran değerli metod ve menhecleri buydu. olayısıyla kurtuluşu arzu eden bizlerde, bu sebebten dolayı aynı yolu tercih etmek zorunda kaldık …

5 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; Onlar, dinin naslarını aklın ve mantığın üstünde tutuyorlardı …

Unutmayınızki değerli selefimiz sahabe, dini konularda akla uluhiyet makamı tanımamış onu, Allah’ın istediği şekilde kullanmışlardır… Yani aklı, hakem değil mahkum kabul etmişlerdi … Hatip değil muhatap kabul etmişlerdi …  Rakib değil merkeb kabul etmişlerdir.

“ … Ömer ibnul hattab r.a’dan ; şöyle buyurdular : ey insanlar ! din üzerinde kendi görüşlerine göre hareket edenleri kötüleyip zemmediniz. Benim kendi görüşümle hareker ederek resulullah’ın emrine karşı geldiğim bir gün vardı. Bunu yaparken de haktan ayrılmak niyetiyle yapmadım. Bu gün, Rasulullah s.a.v’in Mekkeli müşriklerle yaptığı bir andlaşmadan dolayı Müslüman olan ebu cendel’i medine’ye almayıp geri çevirme günü idi. Andlaşma yapılırken şöyle oldu : Rasulullah s.a.v buyurdu ki : bismillahirrahmanirrahim yazınız. Müşrikler dediler ki  : bizim senin dediğin şeyleri kabul ettiğimizi mi görüyorsun da, böyle yazdırıyorsun : sen bismike Allahumme diye yazdır. Rasulullah s.a.v’de buna razı oldu, ben ise karşı geldim. Rasulullah s.a.v buyurdu ki : ben kabul ettikten sonra sen neden karşı geliyorsun, bunun üzerine onu kabul ettim. 

                                               Taberani M. kebir  :  82 – Buhari : 16.C.7191.S

“ … Ali r.a şöyle der : Eğer din re’y – yani akıl ve mantık – ile olsaydı ben mestlerimin üstündense  altını meshetmenin daha uygun olacağını düşünürdüm. Fakat Rasulullah s.a.v’in mestlerin üstüne meshettiğini bizzat gördüm. “ 

Ahmed : 1/95 – İbni Ebi Şeybe : 1/318 – Dare kutni : 1/199 –  Ebu Davud  : 162

İşte selefin kurtulma sebebi buydu … Çünkü onlar dinin nasları karşısında akıl, mantık yürütmüyorlardı… Dolayısıyla onların yolunu tercih edişimizin en önemli sebeblerinden biriside budur…

6 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden bir diğeri de ; Onlar, Allah Rasulü s.a.v’in sözü ve uygulaması varken başkalarının sözüne iltifat etmiyorlardı…

“ … Salim b. Abdillah b. Ömer’den ; şöyle dedi : ben ibn Ömer ile birlikte mescide otururken, şam’lı bir adam gelerek ; ibn Ömer’e temettü haccından sordu. İbn Ömer şöyle cevap verdi : güzeldir hoştur. Bunun üzerine adam : fakat senin baban bunu yasaklardı, diye karşılık verdi. ibn Ömer ise şöyle devam etti :

 yazıklar olsun sana ! babam bunu yasaklamış olabilir, fakat Rasulullah böyle yapmış ve böyle emretmiştir, şimdi sen babamın sözünü mü alırsın, yoksa Rasulullah’ın emrine mi uyarsın ? adam : Rasulullah’ın emrine uyarım, dedi. ibn Ömer’de : o zaman kalk git, dedi. 

Ebu ya’la müsned : 3\1317 – Ahmed : 2\95-5667.n – Tirmizi : 2.C.823.n

“ … Said b. Müseyyeb şöyle dedi : Ali r.a ile Osman Usfan mevkiinde bir araya geldiler. Osman temettu haccından veya ( hac zamanı ) umreden insanları yasaklıyordu. Bunun üzerine Ali : “ Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yapmış olduğu işten ne istiyorsun ki onu insanlara yasaklıyorsun ? dedi. Osman : Sen bizi bırak dedi. Ali : Ben seni bırakmam, dedi. Ali r.a Osman’ın bu tutumunu görünce ikisini cem edip umre ile hacca niyet ederek ihrama girdi .“

Müslim : 1223/159 – Nesei : 1569

İşte selefin kurtulma sebeblerinden biri de buydu … Çünkü onlar, Allah Rasulü s.a.v’in sözü ve uygulaması varken başkalarının sözüne iltifat etmiyorlardı… Dolayısıyla onların yolunu tercih edişimizin en önemli sebeblerinden biriside budur…

7 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; onlar, Allah Rasulü s.a.v’in sözü varken başkalarının sözüne iltifat etmenin çok tehlikeli olduğuna inanıyorlardı :

Ey müslüman … ! şunu asla unutmaki değerli selefimiz, Rasulün sözü varken başkalarının sözüne iltifat etmenin çok tehlikeli olduğuna inanıyorlardı… Eğer sende onların izinden gitmek istiyorsan, dini mevzularda Allah Rasulü s.a.v’in sözünden başka sözlere iltifat etme.

“ … İbnu Abbas r.a sünnete karşı ebu Bekr ve Ömer ra’nun sözleri ile karşı çıkana şöyle demiştir : Bu gidişle semadan başınıza taş yağmasından korkarım. Ben size resulullah dedi diyorum, siz ise bana ebu Bekr dedi, Ömer dedi, diyorsunuz. “

Abdurrezzak  – Camiu’l beyani’l ilm : 2\196  – El Fakih: 1\145

“ … İbn Abbas r.a şöyle dedi :  “ Rasulullah şöyle dedi, falan ise şöyle dedi “ demenizden dolayı cezalandırılmaktan veya yere batırılmaktan korkmuyor musunuz. 

                                                                                        Darimi : 1\437.n 

“ … Veki r.h : ” Kurban olacak deveye nişan vurup, boynuna alâmet takmak sünnettir ” demişti. Ehl-i reyden birisi kendisine : ” Nehai’den, bunun müsle – yani eziyet – olduğu rivayet edilmiştir “ dedi. Vekî ona kızarak dedi ki :

— Ben sana ” Rasûlullah s.a.v devesine işaret vurdu, bu sünnettir “ diyorum, sen se bana : ” Falandan rivayet edildi “ diyorsun. Sen hapse tıkılıp şu sözünden vazgeçinceye kadar bırakılmamaya ne kadar da lâyıksın ! “

Tirmizi : 2.c.908.n

İşte biz bunun için selefin yoluna razı olduk … Çünkü onlar Rasulün sözü ve ameli varken, başkalarının sözüne iltifat etmenin tehlikeli olduğuna inanıyorlardı…

8 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; onlar Rasulullah s.a.v’den duyduğu ve gördüğü her şeyi hemen uygulayan insanlardı … 

Allah Rasulü s.a.v’in – kurtuluş için adres gösterdiği etrafındaki o insanlar, yani sahabe, yani selefimiz, sünnete ittiba hususunda o kadar hassas ve o kadar itaatkar insanlardı ki, ondan bir söz işittiklerinde veya bir fiil gördüklerinde hemen bunu yerine getiren kimselerdi.

“ … Ebu said el-Hudri r.a’dan şöyle dedi : Rasulullah s.a.v bir gün ashabına namaz kıldırıyordu. Namazda ayakkabılarını çıkarıp onları sol tarafa koydu.Cemaat bunu görünce onlarda ayakkabılarını çıkardılar. Rasulullah s.a.v namazını bitirince ; ayakkabılarınızı çıkarmanıza sizi sevkeden şey nedir ? buyurdu. Onlar : senin ayakkabılarını çıkardığını gördük, biz de onun için çıkardık, dediler. Peygamber s.a.v şöyle dedi : Bana Cibril geldi ve ayakkabılarımda pislik olduğunu haber verdi, – ben onun için ayakkabılarımı çıkardım –  sizden biriniz mescide geldiği vakit ayakkabılarını kontrol etsin, eğer pislik veya tiksindirecek bir şey görürse onu silsin ve ayakkabılarıyla namaz kılsın. “

Ebu Davud : 1.C.650.n 

“ … Cabir r.a’dan.Dedi ki :Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bir Cuma günü minberde ayak üstü doğrulunca cemaate ;” oturun ” diye buyurur. Bu hitabı henüz yolda iken işiten Abdullah Bin Mes’ud r.a bulunduğu yere hemen oturuverir. Bunu gören Allah Rasulü sallallahu aleyhi vesellem Ona ;” gel ey Abdullah ibn Mes’ud gel – Allah senin itaatini artırsın –  ” diye buyurdular. 

Ebu Davud : 1091 – Abdurrezzak : 3/211 – Hakim : 1/423  – Beyhaki : 3/206  

“ … Abisa b. Rabia’dan dedi ki : ben Ömer ibnu’l Hattab’ı haceru’l esvedi öperken ve bu arada da şunları söylerken duydum : ben senin ne fayda ve nede zarar veremeyen bir taş olduğunu çok iyi biliyorum. Eğer Rasulullah s.a.v’i öperken görmemiş olsaydım, ben seni öpmezdim. “

Buhari : 4.c.1536.s – Müslim : 4.c.1270.n – Mu’cemu’s Sağir : 1.c.116.n

İşte Rasule itaat ve işte Allah’ı sevmenin anlamı ve isbatı budur… Dolayısıyla biz onun için selefin yoluna talib olduk … 

Kardeşler … ! Selefin bu haline rağmen, düşünün şimdi kendilerine Kitap ve Sünnetten defalarca nasihat edilen bu günkü inananların halini… Düşünün, delilleri gördükleri halde hala şeyhimin, üstadımın veya imamım fetvası budur diyenlerin halini…

Halbuki onlara sorsan, değerli selefimiz olan sahabenin yolumu daha hayırlı yoksa bu dediğiniz kimselerin yolu mu … ? İnanın “ sahabenin yolu daha hayırlıdır “ diyeceklerdir … Ama ne yazıkki bu sadece dilleriyle söylemekten öteye geçmeyecektir.  

9 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; onlar, dini konularda ihtilaf ettikleri zaman  Allah Rasulü s.a.v’in yanına koşuyor, o yokken de sünnetine muracaat ediyorlardı …

“ … Musa bin Seleme dedi ki : Mekke de ibn Abbas ile beraberdik. Ben ona dedim ki : sizinle birlikte namaz kılınca dört rekat kılıyoruz fakat eşyalarımızın yanına  dönünce  iki  rekat kılıyoruz, bu doğru mu ?.  O da : işte ebu’l  Kasım’ın – yani Rasulullah s.a.v’in – sünneti budur, dedi. “

Ahmed : 1/216-1865.n – Ahmed Muhammed şakir “ sahih “ der.

“ … Ömer r.a’dan. Dedi ki : Ben Rasûlullah’ın sağlığında Hişâm ibn Hakîm’i  Furkan Sûresi’ni okurken işittim. Ve onun okuyuşuna kulak verip dinledim. Bir de baktım ki, Hişâm bu sûreyi Rasûlullah’ın bana okutmadığı birtakım lehçelerle okuyor. Az kaldı namazın içinde onun üzerine atılacaktım. Fakat selâm verinceye kadar güçlükle sabrettim. – Selâm verince kaçırmamak için – hemen ridâsını göğsünün üzerinde toplayıp :

—  Senden işitmiş olduğum bu sûreyi sana kim okuttu ? dedim. Hişâm :
—  Onu bana Rasûlullah okuttu, dedi.
— Hata ettin. Çünkü Rasûlullah bu sûreyi bana, senin oku­duğundan başka bir lehçe ile okutmuştur, dedim. Ve onu yakasından tutarak Rasûlullah’a götürdüm.
— Yâ Rasûlallah ! Şunun Furkan Sûresi’ni, Senin bana okutmadığın birtakım lehçeler üzerine okurken işittim, dedim. Rasûlullah s.a.v bana :
—  Hişâm’ın yakasını bırak, buyurdu. Ona da :
— Yâ Hişâm, oku ! diye emretti. O da, kendisini okurken işitmiş olduğum kıraat üzere Rasûlullah’a okudu. Bunun üzerine Rasûlullah :
—  Bu sûre böyle indirildi, buyuruldu. Bundan sonra :
— Yâ Ömer, sen de oku !  diye emretti. Ben de vaktiyle bana öğretmiş olduğu okuyuşla okudum. Bana da :
— Bu sûre böyle de indirildi. Şübhesiz bu Kur’ân yedi harf  – yani yedi lügat ve yedi lehçe – üzerine indirilmiştir. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse, onu okuyunuz, buyurdu. 

Buhari : 11.c.5088.s 

“ … Abdullah b. el-Huneyn şöyle dedi : Abdullah b. Abbas ve Misver b. Mahreme, Mekke’ye yakın Ebva mevkiinde ihramlının başını yıkama hususunda ihtilaf ettiler. İbni Abbas : İhramlı kimse başını yıkayabilir, dedi. Misver ise : yıkayamaz dedi. – Ravi Abdullah b. Huneyn dedi ki – Bu ihtilaf üzerine Abdullah b. Abbas beni, Ebu Eyyüb el-Ensari’ye gönderdi. Ben Ebu Eyyüb’u bir kuyunun iki direği arasında bir bezle kendini perdelemiş olarak yıkanırken buldum. Kendisine selam verdim. Bu kimdir ? , dedi. Ben :

– Abdullah b. Huneyn’im. Beni Abdullah b. Abbas sana gönderdi, senden Rasulullah s.a.v ihramlı iken başını nasıl yıkıyordu diye sormamı istedi, dedim. Ebu Eyyüb elini kendini perdeleyen bezin üzerine koydu ve bezi indirdi. Başı bana iyice gözüktü. Sonra kendisine su döken insana su dök dedi. 0 kimse de başına su döktü. Ebu Eyyüb iki elini ileri geri götürerek başını ovdu ve : Rasulullah s.a.v’i işte böyle yaparken gördüm, dedi. ”

Buhari : 1731-1732 – Müslim : 1205/91- Ebu Davud : 1840.n – Nesei : 2664 –  İbni Mace : 2934.n

İşte biz bunun için sahabenin yoluna razı olduk … Çünkü onlar ihtilafa düştükleri zaman Allah Rasulü s.a.v’in yanına koşuyor, o yokken de sünnetine muracaat ediyorlardı …

10 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; Onlar, Rasulullah s.a.v’in haricinde hiç kimsenin söz ve davranışlarını kendilerine sünnet edinmiyorlardı :

“ … Ömer r.a şöyle buyurdular : Sünnet, Rasulullah s.a.v’in verdiği fetva ve koyduğu hükümlerdir. Şunun bunun yanlış olabilen rey ve görüşlerini kendinize sünnet yapmayın. “

                                                                  Camiu’l Beyani’l ilm : 2\136

Allah Rasulü s.a.v’in yetiştirdiği bu güzide sahabinin sözleri gösteriyor ki, bir takım cahil müslümanlar arasında dolaşan ; ” … bu bizim efendinin sünneti … ” … ” … bu yaptığımız bizim mubareğin sünneti … “ gibi sözler, batıl sözlerdir …

Rabbim bizleri ; biricik Rasulü olan Muhammed Mustafanın din adına konuştuğu ve uyguladığı vahye dayalı sünneti seniyesinden ayırmasın …

11 = Değerli kardeşlerim … ! selefin yolunu tercih etmemizin en önemli sebeblerinden birisi de ; onlar, karşılarına doğru çıkınca yanlışlarından hemen vaz geçiyorlardı …

“ … Ömer ibnu’l Hattab Rasulullah s.a.v’in minberi üzerine çıktı, sonra şöyle dedi : Ey insanlar size ne oluyor da kadınların mehirlerini çoğaltıyorsunuz ? Rasulullah s.a.v ve ashabı arasında mehir dörtyüz dirhem ve daha az olurdu. Mehirleri çoğaltmak, Allah katında bir takva ya da bir şeref olsaydı siz bu konuda onlara yetişemezdiniz. Bir kişinin hanımının mehrini dörtyüz dirhemden daha fazla artırdığını ben kesinlikle bilmiyorum. Ravi anlatmaya şöyle devam eder : Ömer minberden indi, Kureyş’ten bir kadın onun karşısına çıkarak ; ey mü’minlerin emiri, kadınların mehirlerini dörtyüz dirhemin üzerine çıkarmalarını insanlara yasakladın mı ? dedi. O da :  evet, dedi. Kadın : Peki sen Allah’ın Kur’an’da indirdiği şu Ayeti işitmedin mi ? diye sordu. Ömer :  o hangi Ayet ? dedi. Kadın : Allah’u Azze ve Celle :  “ Yüklerle mehir vermiş olsanız bile… “ Nisa : 20  buyurmuyor mu ? dedi.

Ömer, ey Allah’ım beni bağışla, bütün insanlar Ömer’den daha bilgili imiş, diyerek döndü ve minbere çıktı : Kadınların mehirlerini dörtyüz dirhemden fazla yapmanızı yasaklamıştım, dileyen malından dilediği kadar versin, dedi. “

Ebu Ya’la Müsned – İbni Kesir : 4.c.1609.s

Evet değerli kardeşlerim … ! işte islamla ilk önce müşerref olan değerli selefimizin durumu budur… Gördüğünüz gibi onlar her konuda Allah Rasulü s.a.v’i kendilerine örnek ve önder edinmişlerdir…

Allah hepsinden razı olsun, – delilleriyle de gördüğünüz gibi – onların birleştiği tek nokta Kur’an ve Sünnet’ti.

= Onlar, Kur’anın ve Sünnetin önüne geçmiyorlardı.  
= Onlar, Kur’anı Rasulullah s.a.v’in anladığı gibi anlıyorlardı…
= Onlar, aklı Kur’anın ve sünnetin önüne de geçirmiyorlardı…
= Onlar, dini meselelerde birbirlerinden delil soruyorlardı…
= Onlar, delil denildiği zaman Kur’an ve Sünnet akıllarına geliyordu…
= Ve yine onlar, Kur’ana ve Sünnete uymayan hiçbir söze de iltifat etmiyorlardı…

İşte onlar bunun için Cennetle müjdelendiler … Ve işte onlar bunun için gelecek nesiller için örnek adres gösterildiler …

Rabbim bizlere ; gerek akide konusunda, gerek amel konusunda, gerek ahlak konusunda ve gerekse medod ve menhec konusunda onların yolunda yürümemizi nasip etsin.

Amin 

                                        Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                     Tacuddin el Bayburdi