Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Rahmanın huzurunda dört soru ve cevabı

Değerli kardeşlerim … !  Bilindiği gibi bu dünya hayatının fani olduğu hususunda hiç kimsenin bir tereddüdü yoktur… Herkes bilirki bu hayat bir gün sona erecek ve hiç kimse, yanında iyi veya kötü amelinden başka birşey götüremeyecektir…

Unutmayınız ki sayılı ve sınırlı olan bu hayat sermayesi her geçen gün  insanoğlunun elinden alınmakta ve hesaplarının görüleceği gün de yaklaşmaktadır …

Ama ne yazık ki, Kur’an’ın ve Sünnet’in ifade buyurduğu gibi :

اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مَّعْرِضُونَ

“ İnsanların  hesaba çekilecekleri  gün  yaklaşmasına  rağmen , onlar  hala – Allah’a itaatten – yüz çevirmiş olarak gaflet içerisindedirler  “

ENBİYA : 1. AY.

“ … İbn Mes’ud r.a’dan gelen bir hadislerinde ise Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurmaktadırlar : Kıyamet günü yaklaştı. Halbuki insanlar dünya ya karşı ancak hırslarını artırıyorlar ve Allah’tan da uzaklaşıyorlar. “                                                                                                                          

                                                                                                           CAMİU’S  SAĞİR : 1.C. 773.N

 Yani, kendilerine verilen hayat sermayesini nasıl ve ne şekilde kullandıklarının hesabını verecekleri kıyamet günü yaklaşmasına rağmen, insanlar hala gaflet içerisinde ve hala – sanki ölmeyecekmiş gibi – vurdum duymaz  tavırlar sergilemektedirler.

Değerli kardeşlerim … ! ben İnşaAllah bugün hem kendi nefsime, hem de siz değerli kardeşlerime, bir gün Rahmanın huzurunda toplanacağımızı ve O yüce zatın da bizlere, yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın hesabını soracağı günü hatırlatmak istedim… Hatırlatmak istedim ki, o gün ziyana uğrayıpta perişan olanlardan olmayalım.

Kullarına karşı merhametli olan Rabbimiz, henüz hayat sermayemiz elimizde iken bizleri şöyle uyarıyor.

{  Ey insanlar ! Allah’tan sakının. Herkes yarın kıyamet günü için ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır. }

HAŞR : 18.AY. 

{ Ey insanlar ! öyle bir günden korkun ki, o gün hiç kimse kimsenin cezasını çekemez ; kimseden şefaat de kabul edilmez. Kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz  }

BAKARA : 48. AY.

{  Ey insanlar ! Allah’tan  geri çevrilmesi mümkün olmayan bir gün gelmezden önce Rabbinizin çağrısına icabet edin. Çünkü o gün ne sığınacak bir yeriniz var ve ne de inkar etmeye çareniz var  }

ŞURA : 47 . AY. 

{  Allah’tan geri çevrilmesi mümkün olmayan – o hesap – günü gelmezden önce, yüzünü dosdoğru din olan islam’a yönelt. Unutmaki insanlar o gün bölük bölük ayrılırlar . Bir bölük cennete, bir bölük cehenneme  }

RUM : 43.AY

{  Ey insanlar ! Rabbinizden korkun. Babanın çocuğunun cezasını çekemeyeceği, çocuğunda babasının cezasını çekemeyeceği o günden çekinin. Unutmayın ki, Allah’ın vadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Ve o aldatıcı şeştan sakın sizi Allah hakkında kandırmasın  }

LOKMAN : 33.AY. 

İşte bu ve emsali Ayeti Celileler, birgün mutlaka Rahmanın huzurunda toplanacağımızı bizlere haber veren delillerdir…

Değerli kardeşlerim … !
 ben İnşaAllah bu sohbetimde hassetsen Allah’u Teala’nın kullarına soracağı ve cevabını isteyeceği şu dört husustan bahsetmeye çalışacağım.

        Allah’u Teala bu dört hususu Rasulünün diliyle bizlere şöyle haber veriyor :

{ … Ebu Berze el-Eslemi r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Bir kula ömrünü nerede tükettiği, İlmini nerde kullandığını, Malını nereden kazanıp nereye harcadığı ve bedenini nerede yıprattığı sorulmadıkça onun ayakları – Allah’ın huzurundan – ayrılmaz. }

Tirmizi : 4.c.2532.n 

Şüphesiz ki Allah ve Rasulü s.a.v’in haber verdiği bu gün gelecek ve bahsi geçen sorularda mutlaka kullara sorulacaktır… Öyleyse şuurlu ve basiretli bir insan, bu soruların cevabını hazırlamaya çalışmalıdır.

Burada şöyle bir soru akla gelebilir ; acaba bu soruların cevabı niteliğinde olan şeyler kullara mı bırakılmış, yoksa bu soruların cevabı yine Kur’an ve Sünnette insanlara anlatılmış mıdır … ?  Yani kula ; 

“ Ömrünü nerede tükettin  sorulduğunda, bu soruyu istenildiği şekilde cevaplayabilmesi için neler öğrenilmesi ve uygulanması gerekir …  bunlar da  o kula haber verilmiş midir … ? “

“ Ne öğrendin ve öğrendiğin ilminle neler yaptın “ sorulduğunda, bu sorunun istenildiği şekilde cevaplanabilmesi için neler öğrenilmesi ve uygulanması gerekir …  bunlar da  o kula haber verilmiş midir … ? “

“ Malını nereden kazanıp nereye harcadın “ sorulduğunda, bu sorunun istenildiği şekilde cevaplanabilmesi için neler öğrenilmesi ve uygulanması gerekir …  bunlar da  o kula haber verilmiş midir … ? “

“ Bedenini nerede yıprattın “ sorulduğunda, bu sorunun da istenildiği şekilde cevaplanabilmesi için neler öğrenilmesi ve uygulanması gerekir …  bunlar da  o kula haber verilmiş midir … ? … El cevap ;

Elbetteki bu soruların cevabı Kur’an ve Sünnette kullara anlatılmış ve öğretilmiştir… Bize düşen, bu soruların cevabını rahatlıkla verebilmek için Kur’anı ve Sünneti bu manada ele almak ve okumaktır…

Şimdi sırayla bahsi geçen soruları ele alıp, bunların kolayca cevapları nasıl verilir, bunun üzerinde durabiliriz ;

1 = Ömrünü nerede tükettin sorusu ve bunun cevabı  :

Değerli kardeşlerim … ! bir önceki babta zikrettiğimiz hadiste de ifade edildiği gibi kula sorulacak ilk soru ; Ömrünü nerede tükettin sorusudur.

Şüphesizki bu sorunun cevabı ; kulun büluğ çağından sonra ki hayat seyrinde Allah ve Rasulünün istediği şekilde hareket etmesi demektir.

Yani ; niçin yaratıldığını, bu aleme neden gönderildiğini, vazifesinin neler olduğunu öğrenmesi ve buna uygun hareket etmesidir…

Öyleyse bu sorunun cevabı kaygısını taşıyanlar acele etmeli ve kendilerine verilen bu hayat sermayesini güzel kullanmalıdırlar… Çünkü konuyla ilgili hadisi şerifte de anlatıldığı gibi, hayatını neler yaparak geçirdin sorusu mutlaka kendisine sorulacak ve ondan bunun cevabı istenecektir.

{ … İbni Abbas r.a’dan. Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : Şu beş şey gelmezden önce, beş şeyi ganimet bilin :

A – İhtiyarlıktan önce gençliği ganimet bilin.
B – Hastalıktan önce sağlığı ganimet bilin .
C – Fakirlikten önce zenginliği ganimet bilin.
D – Meşkuliyetten önce boş vakti ganimet bilin .
E – Ve ölmeden önce hayatı ganimet bilin .  )

Hakim Müstedrek : 4/341 – İbni Ebi Şeybe Musannef zühd : 6 – Camiu’s Sağir : 1.c.698.n – Kitabu’z Zühd : 1.c.17.s – Sahihu ve Daifu Terğib ve Terhib : 3/168 -3355.n el Albani bu hadis için Sahih demiştir…

        Öyleyse bu manada söylenecek en güzel söz ; Şuurlu ve basiretli bir insan, hızla yaklaşan eceli kendisine yetişmeden önce, hayatını ganimet bilen ve sonra da Allah’a ve Rasulüne itaat eden bir kimse olmalıdır.

        Kim böyle yaparsa, hayat sermayesini güzel kullanmış, çok karlı bir iş yapmış ve kendisine kıyamet günü bu manada sorulacak sorunun cevabını da kolayca verecek demektir … Ve tabiî ki böyle bir insan, cehennem ateşinden kurtularak bahtiyar kullardan olacaktır…

        Ama kim de, hayat sermayesini güzel kullanmayıp, Allah’a kulluk etmekten imtina etmiş, heva ve arzularının peşinden koşmuş ise, bu kimse de kendisine yazık etmiş ve bu konudaki sorulacak sorunun cevabını da veremeyen bedbaht bir kul olarak rahmanın huzurundan kovulacak olan  kimse olacaktır… Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“  …… Kim O’na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, şunu iyi  bilsin ki Allah, onların hepsini huzurunda toplayacaktır.  “

Nisa : 172.Ay

“ … Bana kulluk etmeye tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir. “

                                                                                                                                    Mü’min : 60.Ay 

Öyleyse ey hayat sermayesi henüz elinde bulunanlar … ! ölüm sizi enselemeden önce, hayatınızı ganimet bilip Allah’a boyun eğin … Sizi yaratan Rabbinizin çağrısına icabet edin ve hesaba çekilmeden önce nefislerinizi hesaba çekin… Amelleriniz tartılmadan önce amellerinizi tartmaya çalışın …

Unutmayın ki yaradanını en çok seven ve O’na en çok yaklaşmak isteyen kimse, yaşadığı hayat seyrinde nefsini en çok hesaba çeken kimsedir.

Allah’tan en çok uzaklaşan kimse ise, hayatı boyunca nefsinin heva ve arzularına kapılıp onun peşinden sürüklenen kimsedir…

Rabbimden niyazım ; bizlere ihsan ettiği bu hayat sermayesini kendi yolunda kullanan kullarından olmamızı ve bu konuda yarın kıyamet günü soracağı soruya da güzel cevap vermemizi nasibetsin …

2 = İlminle ne yaptın sorusu ve bunun cevabı  :

Değerli kardeşlerim … ! şüphesiz ki kula sorulacak sorulardan birisi de ilminle ne yaptın sorusudur… Diğer bir ifadeyle ; benim için ne öğrendin ve ne yaptın … ?

Hepinizinde bilindiği gibi müslümanın mükellef olduğu hususlardan birisi de, dinini sağlıklı bir şekilde yaşaması için ilim öğrenmesidir… Bunun içindir ki Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde :

قَالَ رَسُول اللّه صَلى اللّه عَلَيْهِ وَسَلَّمْ: طلب العلم فريضة عَلَى كُلّ مسل 

“ İlim öğrenmek, – kadın ve erkek bütün – Müslümanların üzerine farzdır. “

İbni Mace : 1.c.224.n – Camiu’s Sahih : 3808.n – Mişkatu’l Mesabih : 218.n 

Çünkü ilim olmadan ne dünya da ve ne de ahirette kurtuluş ve mutluluğun elde edilmesi inkansızdır… Onun içindir ki Müslüman dinini sağlıklı bir şekilde öğrenmelidir… Ardından da öğrendiği ile amel etmelidir. Çünkü bu konuda kula fayda sağlayacak ilim, kendisiyle amel edilen ilim olacaktır.

Değilse ilmi elde edipte onunla amel etmeyenler bu dünyada kitap yüklü eşek sınıfına girecekleri gibi, ahirette de perişan olacaklardır… Dolayısıyla ilim, kendisiyle amel edilmesi için öğrenilmelidir … Ki zaten İnsana fayda sağlayacak ilim de işte bu anlamdaki ilimdir…

         Konumuza başlık olan hadisi şerifte de denildiği gibi, kula, “ öğrendiğin ilminle ne yaptın “ sorusu sorulacaktır… Burada farkındaysanız, ilmi olan kimseler sorgulanıyor…

İşte bunun içindir ki Allah Rasulü s.a.v şu duayı dilinden düşürmemiş ve ümmetine de bu konuda aynı şeyi taleb etmeleri için nasihatta bulunmuştur :

  كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ”  اللّهُمَّ! إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الأَرْبَعِ: مِنْ  عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ، وَمِنْ دُعَاءٍ لاَيُسْمَعُ “

{ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle derdi : Allah’ım şu dört şeyden sana sığınırım ; Hayrı olmayan ilimden, huşu duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve icabet edilmeyen dua’dan. }

Ebu Davud :  2.c.1548.n – İbni Mace  : 10.c.3837.n – Ahmed  :  3/283  

{ … Ümmü Seleme r.a dan. O şöyle dedi : Rasulullah s.a.v sabah namazından sonra şöyle dua ederdi : Allah’ım ben senden temiz rızık, faydalı ilim ve kabul edilmiş amel istiyorum. }

                                                          Taberani Mu’cemu’s Sağir : 2.c.509.n

{ … Usame b.Zeyd, Muhammed İbnu Munkedir’in Cabir b. Abdullah’tan, onun da Rasulullah s.a.v’den şöyle dediğini rivayet ederler : Allah’ım senden hayırlı ilim diler ve yararı olmayan ilimden de sana sığınırım. }

                                                                   Abd İbni Humeyd : 1535.n

{ … Cabir b. Abdullah r.a dan.Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Allah’tan hayırlı ilim dileyin ve yararı olmayan ilimden de Allah’a sığının. }

Abd İbni Humeyd : 1093.n – İbni Mace : 10.c.3843.n

        Görüldüğü gibi Allah Rasulü s.a.v dahi hayırı olmayan ilimden Allah’a sığınmış ve ümmetine de bu konuda nasihatte bulunmuştur… Neden … ?

        Çünkü hayrı olmayan ilim, insanı Allah’tan uzaklaştırır ve O’nun ğadabına ve azabına  sebeb olur… Şüphesizki burada bahsini ettiğimiz hayrı olmayan ilim, kendisiyle amel edilmeyen şer’i ilimdir…

        Öyleyse basiretli bir Müslüman, ilmiyle amil olan bir kimse olmalıdır. Çünkü bu konuda gerçekten tüyleri ürperten haberler gelmiştir…

{ … Zeyd oğlu Usame r.a der ki : Rasulullah s.a.v’in şunu anlattığını işittim : Kıyamet günü bir adam getirilip ateşe atılır. Burada bağırsakları dışarıya fırlamış olarak değirmende merkebin döndüğü gibi bağırsaklara bağlı olarak döner durur. Ateşe atılmış olanlar oraya toplanarak :

– Be adam sana ne oldu, sen bizlere iyiliği emredip kötülükten nehyetmiyor muydun ? diye sorarlar. O da :

–  Evet, size iyiliği emrediyordum fakat kendim bunu yapmıyordum. Kötülükten insanları nehyediyordum ama kendim bu kötülüğü yapıyordum, diye cevap verir. }

Buhari : 7.c.3065.s

{ … Enes İbni Malik r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Bana isra gecesi ateşten makaslarla dudakları kesilmiş bir takım insanlar gösterildi. Ben :

– Ya Cebrail !  bunlar kimdir ? diye sordum. Cebrail a.s :

– Bunlar senin ümmetinden insanlara iyiliği emredip te kendisini unutan, Kitabı  okuyup ta bildikleri ile amel etmeyen hatiplerdir, dedi. }

Ahmed : 3/120-11801.n – el Albani Silsiletü’s Sahiha : 1.c.525.n

{ … Cündeb İbni Abdullah r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : İnsanlara iyiliği öğretipte onunla amel etmeyen alimin misali, insanları aydınlatıpta kendisini yakan kandilin durumuna benzer. }

Taberani Mu’cemu’l Kebir : – Suyuti Camiu’s Sağir : 3.c.3467.n 

{ … Velid İbni Ukbe r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Cennet’te olanlar cehennem’de bulunanlara şöyle seslenirler :

– Hangi sebebten dolayı cehenneme düştünüz ? Vallahi biz sizden öğrendiklerimizi yapmakla cennete girdik, derler. Onlar da derier ki :

– Biz anlatıyorduk fakat, bildiklerimizle amel etmiyorduk. }

Taberani Mu’cemu’l Kebir :

{ … İbni Ömer r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kendisinin yapmadığı bir davranışa veya söze insanları çağıran kişi, ya vazgeçinceye yada çağırdığı şeyi kendisi yapıncaya kadar Allah’ın azabının gölgesi altındadır. }

İbn Kesir : 2.c.325.s – Taberani 

        İşte zikredilen bu Hadisi şerifler, ilmiyle amil olmayanların akibetlerinin ne kadar kötü olacağını bildiren açık delillerdir.

        Öyleyse basiretli bir Müslümanın bu anlatılanlara kulak vermesi ve bilipte amel etmediği hususlara şimdiden acıması gerekir… Çünkü yarın kıyamet günü kendisine, bildiklerinle neler yaptın sorusu mutlaka sorulacaktır…

3 = Malını nereden kazanıp nereye harcadın sorusu ve bunun cevabı

Değerli kardeşlerim … ! kıyamet günü kula sorulacak sorulardan birisi de ; Malını nereden kazanıp nereye harcadığı sorusudur… Dolayısıyla basiretli bir Müslüman eğer kıyamet günü bu sorunun cevabını rahatlıkla verip kurtulmayı arzu ediyorsa, kazancının nerden geldiğine dikkat edeceği gibi, elde ettiği kazancından nereye harcayacağına da dikkat etmelidir.

Birçok zavallının yaptığı gibi, kasak kesem dolsunda nerden gelirse gelsin dememelidir bir Müslüman … Cebim dolsunda, veya rahatım yerinde olsunda hangi iş olursa olsun – onu yaparım – dememelidir bir Müslüman … Bununla beraber yine, kendi çıkarı veya menfaati uğruna, kimin malı olursa olsun onu elde edeyim de ne olursa dememelidir bir Müslüman…

Çünkü bir çok insanın veya inandığını söyleyen kimsenin, bu anlamda sınır tanımadan rahatlıkla haram vesilelere sarıldığına şahit olunduğu gibi, bir başkasının hukukuna da rahatlıkla saldırdığına şahit olunmaktadır…

        Ve sanki Allah Rasulü s.a.v’in haber verdiği şu devri yaşıyoruz adeta :

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdular : İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o devirde kişi ele geçirdiği malı helaldan mı, yoksa haramdanmı olduğuna hiç aldırış etmeyecektir. “

Buhari : 4.c.1907.s

        Hadisi şerifte de haber verildiği gibi, gerçekten de bu gün insanların kısmı azamı, elimize geçsinde ne olursa olsun, kasamız kesemiz dolsunda nasıl olursa olsun, veya da onu elinden kapalımda kim ne derse desin diyerek kul hakkına asla riayet etmiyorlar…

        Ama ey insan … ! şunu asla unutmaki, kıyamet günü sana “ bu malı nerden aldın, nasıl aldın “ sorusu sorulacak ve senden bunun cevabı istenecektir.

Allah’u azze ve celle kerim Kitabınında, kulların haklarına değer verilmesine dikkat çekerek şöyle buyurur :  

“ Ey iman edenler ! birbirinizin mallarını aranızda haksız yere yemeyin …“

Nisa : 29.Ay.

        Yani ; ey inandığını söyleyenler … ! ey ben müslümanım diyenler … ! birbirinizin hakkına hukukuna riayet edin. Gönül hoşnutluğu ile birbirinizin malını alın-verin alın… Mallarınızı, karşılıklı anlaşma veya meşru bir ticaret şeklinden başka herhangi haksız bir nedenlerle ve yollarla almayın, çalmayın, yemeyin…

        İşte İslam bunu emreder ve gönül hoşnutluğu ile almayı vermeyi ister.

“ … Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurur : ” Gönül hoşluğu ile vermedikçe, kimsenin malı kimseye helal olmaz. “

 İbni Hibban – Hakim – el Albani Camiu’s Sağir ve ziyadetuhu : 7539.n   

Yine şöyle buyurur : ” ……. Muhakkak ki kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız ; bu ayınızdaki ve bu beldenizdeki bu gününüzün haramlığı gibi birbirinize haramdır…….. “

Buhari : 9.c.4094.s 

Dolayısiyla bir Müslüman, kıyamet günü bu anlamda sorguya çekileceğini asla unutmamalıdır…

Ve yine bu konuda bir Müslüman ; “ kazandığını Nereye harcadın “ sorusunun cevabını da iyi hazırlamalıdır… Çünkü bu konuda da kendisine soru sorulacaktır.

        Değerli kardeşlerim … ! şunu asla unutmayınız ki, insanların fıtratlarında  Dünya’ya ve mala mülke karşı büyük bir arzu ve istek vardır… Bu arzu ve istek ölünceye kadar da ondan ayrılmaz.

“ … Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır : Adem oğlu büyür, ama onunla beraber şu iki şey de büyür : mal sevgisi ve uzun ömür temennisi . “

                                                                                       Buhari : 14.c.6362.s

Dolayısiyla mala mülke karşı aşırı hırsı olan bir kimse genelde cimri olur. Elini sıkı tutar. Kimseye bir şey vermek istemez.  Ama unutmayınız ki her kim, Allah’ın kendisine ihsan ettiği mal mülk hususunda cimri davranır, fakirin hakkını hukukunu gözetmez ve Allah yolunda harcanması gereken yerlerde harcamaz ise, o kimse şifasını zor bulacağı çirkin bir hastalığa kapılmış demektir.

        Halbuki basiretli bir müslümanın bu konuda çok uyanık olması gerekir. Çünkü insanı Allah’a yaklaştıracak olan ne yığıp biriktirdiği malı mülkü ve ne de evletları olacaktır… Onu Allah’a yaklaştıracak olan şey, Allah yolundaki harcamaları olacaktır.

        Bakınız rabbimiz kerim kitabında ne buyuruyor :

 يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ   إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ  

“ O gün ki ne mal ve ne de evlatlar yarar sağlamaz. Ancak Allah’a  sağlam ve temiz bir kalple gelen kurtulur “

                                                                                            Şuara : 88.89.Ay.

Öyleyse ey Müslüman … ! yarın kıyamet günü rabbin sana ; “ malını nereye harcadın “ diye sorduğunda, eğer seni kurtaracak bir cevap vermek istiyorsan, Allah’ın sana ihsan ettiği malından Allah yolunda harca … zekatını öde … sadakanı yap … fakirin elinden tut … ve kendine zulmetme… Hatta az çok demeden yarım hurmayla dahi olsa nefsini ateşten satın almaya çalış.

Malını helal yoldan kazanmış bir kimse dahi olsan, İslam yine sana bu konuda soru sorar ve malını neyere harcadın … ? … harcadığın meşru bir yer mi … ? … diye seni hesaba çeker…

Yani kazandığın malını eğer israf ediyorsan, içkiye kumara veriyorsan, karıya kıza harcıyorsan, kısacası Allah’ın sevmediği yerlere veriyorsan, bunun hesabını Allah’u Azze ve Celle mutlaka senden soracaktır.

4 = Bedenini nerede yıprattın sorusu ve bunun cevabı 

Değerli kardeşlerim … ! kula kıyamet günü sorulacak sorulardan birisi de, bedenini nerede yıprattın sorusudur… Yani ; sana sapasağlam, sağlıklı, sihhatli ve eksiksiz bir beden verdim, bunu nerede kullandın … ? veya bunu nerede yıprattın … ? sorusu kula mutlaka sorulacaktır…

İşte bundan dolayıdır ki sana emanet edilen bu bedenini meşru olan işlerde ve yerlerde kullanman gerekir.

Eğer bedenini Allah’ın sana emrettiği amelleri yerine getirmek için kullanırsan, Allah’u Azze ve Celle’in sana soracağı sorunun cevabı kolay ve olumlu olacaktır… Hatta bundan sevap dahi kazanacaksın…

Camiye yürümen, Namaz kılman, oruç tutman, Allah yolunda cihad etmen, velhasıl meşru olan herhangi bir amel ile meşkul olman, bedenini Allah yolunda kullanman demektir…

Amaa eğer içki-sigara içer sağlığını bozar isen … kasam kesem dolsun diye bedenini olur olmaz yerlerde heder eder isen … gözlerini filmler, diziler seyrederek bozar isen .. kısacası sağlığına sihhatine bakmaz ve bedenine zarar verir isen, bunun hesabını da Allah’u Azze ve Celle sana soracaktır.

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurmaktadır : İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmışlardır. Bunlar ; sağlık ve boş zamandır. “

                                                                                      Tirmizi : 4.c.2405.n 

“ … Ömer ibnu’l-Hattâb radiyallahu anh, çalışanına şöyle derken ne doğru söylemiştir : Bu eller, seni günah ile meşgul etmeden önce mutlaka Allah’a itaatle meşgul edilmelidir. ”

Ömer r.a’nun bu güzel sözünde de anlatıldığı gibi ; bedeninizi mutlaka birşeyler meşkul edecektir… Bu, ya hayır olur ya da şer olur.  Eğer sen nefsini – bedenini – hayırlı işlerle meşgul etmez isen, o beden mutlaka  batıl şeyler ile meşgul olacaktır… Onun içindir ki bu konuda uyanık ol, Allah’ın sana emanet olarak verdiği bedenini O’nun yolunda kullan ve O’nun yolunda yıprat…

Elini Allah yolunda kullan, yıprat … Gözünü Allah yolunda kullan … Ayaklarını O’nun yolunda kullan … Dilini Allah için kullan … Kulaklarını Allah için kullan … Unutmaki Allah için olmayan her şeyin hesabı senden sorulacak.

“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v dedi ki : Şüphesiz ki Ademoğlu zinadan payını almıştır. Buna mutlaka ulaşır. Gözün zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır, kulakların ki dinlemektir, ellerin zinası tutmaktır, ayağın zinası ise yürümektir. Nefis böylece kabarır ve ister. Organ ise ya bunu yapar ya da yapmaz …. “

Buhari : 13.c.6189.s – Müslim : 8.c.2657.n

“ … Allah Rasulü s.a.v’e “ …… Ya Rasulallah ! insanları en çok cehenneme sürükleyen şey nedir, diye soruldu. Rasulullah s.a.v : Ağız ve ferc’tir, buyurdular. “ 

                                                                                                                           Tirmizi :  3.c.2072.n

“ … Sehl bin Sa’d r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Kim bana iki çenesi arasındaki ile, iki bacağı arasındaki hakkında teminat verirse, ben de ona cenneti teminat ederim. “

                                                                                                                            Tirmizi :  4.c.2520.n 

Zikri geçen hadislerde de anlatıldığı gibi, bedene ait her uzvun isyanı günahı, itaati ise sevabı kazanır… Diğer bir ifadeyle ; bedene ait her uzvun isyanı cehennemi, itaati ise cenneti kazandıran amellerdir…

Öyleyse bu konuda da sözü daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Allah’u Teala bizlere bedenini kendi yolunda kullanan ve yıpratan kullarından olmamızı nasibeylesin.

                                                     Amin

                              Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                    Tacuddin el Baybrdi